Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) tanımada 6 belirti

Disleksi (özel öğrenme güçlüğü), çocuğun bireysel ve standart test uygulamaları sonucu saptanan okuma, yazma ve matematik alanında; yaşı, okul durumu ve zekâ yönünden beklenene oranla düşük olmasıdır. Çocuğun öğrenme problemleri, akademik başarısını, okuma, yazma ve matematik becerisi gerektiren günlük etkinliklerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Disleksi’nin tek tedavisinin erken tanı ve bununla birlikte verilecek erken eğitim olduğunu kaydeden Özel Eğitim Uzmanı Hasan Hüseyin Yıldırım, şunları söyledi:
“Öğrenme güçlüğü (disleksi), gelişimsel bir sorundur, yani doğuştan gelen bir durumdur. Bunun da tek tedavisi erken tanı ve bununla birlikte verilecek erken eğitimdir. Eğer bu eğitim, doğru zamanda verilirse, öğrenme güçlüğünün ilerleyen yıllardaki etkilerini en aza indirgemek mümkündür” dedi.

Büyüme bozukluklarında erken tanı ve erken müdahale çok önemli

Sağlık Bakanlığı çocuklarda büyüme ve gelişmenin izlenmesi için ülke genelinde bir program yürütüyor. Bu program kapsamında her yıl 15 Nisan Büyümenin İzlenmesi Günü olarak kutlanıyor. Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Feyza Darendeliler, 15 Nisan Büyümenin İzlenmesi Günü sebebiyle önemli bilgiler verdi. Sağlıklı da olsa her çocuğun büyüme sürecinin yakından izlenmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Feyza Darendeliler, büyümenin izlenmesinin altta yatan herhangi bir hastalığın erken yakalanması için son derece önemli olduğunu ve başarılı bir tedavinin ancak erken tanıyla mümkün olduğunu vurguladı.

Sektörden:"Pfizer Türkiye'nin yeni Genel Müdürü Cem Açık)

On üç yılı aşkın süredir Pfizer ailesinin bir parçası olan M. Cem Açık, bugüne kadar pazarlamadan satış, strateji, birim genel müdürlüğü ve bölge yöneticiliğine, çeşitli görevlerde önemli sorumluluklar aldı. M. Cem Açık, Ekim 2018'de Pfizer Temel Sağlık Türkiye ve Rusya Genel Müdürü olarak atanmadan önce, 2016'dan beri Pfizer Türkiye Temel Sağlık organizasyonunun başındaydı ve yılda 200 milyon dolardan fazla geliri olan, çift haneli büyüme rakamlarına ulaşan bir işten sorumluydu. Daha öncesinde, Yeni Ürünler Planlama Müdürü, Kurumsal Strateji Müdürü, Kardiyovasküler Grup Pazarlama Müdürü, Avrupa Bölgesi Kardiyovasküler Terapötik Alan Lideri olarak çalıştı.

Damgalamadan önce bir kez daha düşünülmesi gereken rahatsızlık: Bipolar Bozukluk…

Psikiyatrik bir problem olan bipolar bozukluğun temel olarak duyguları düzenleyememe ve duyguların şiddetini kontrol edememe olduğunu dile getiren Psikolog Aylin Çıtakbaş; ‘Türkiye’de yaklaşık 2 milyon bipolar bozukluk hastası ve yakınlarının hastalığından etkilenen 6 milyon aile bireyi olduğu tahmin ediliyor. Genellikle 20’li yaşlarda görülmeye başlanan bipolar bozukluk, yaşam boyu sürdüğü için mutlaka düzenli psikiyatrik takip gerektiren; tedaviye başvurulmadığı ya da tedavinin reddedildiği durumlarda intiharla sonuçlanabilen ciddi bir ruhsal rahatsızlıktır. Ne yazık ki aralıklarla gerçeği yansıtmayan vaka öyküleri, ya da alkol ve uyuşturucu gibi maddelerle bipolar bozukluk arasında bağlantılar kurulması, bu hastalıkla mücadele eden ailelerin psikolojik açıdan zarar görmesine neden olmaktadır. Burada bizlere düşen en önemli görev, ailelere destek olmak, bipolar bozukluğa yönelik toplumsal farkındalığı artırmak ve bipolar bozukluğu olan bireylerin damgalanmasının önüne geçmektir. Bu ruhsal bozukluktan muzdarip olan kişilerin toplumsal hakları gözetilmeli, sosyal ve mesleki yaşam alanları sınırlanmamalıdır. 30 Mart Dünya Bipolar Günü her yıl, kendisinin de bipolar bozukluğu olduğu bilinen ünlü ressam Vincent Van Gogh’un doğum gününde kutlanmaktadır. Bu vesileyle, hastalıkla baş etmeyi başarmış kişilerin kendi başarı hikâyelerini anlatmasına fırsat verilerek, yeni teşhis almış bipolar bozukluk hastalarına da umut aşılanmaktadır ’ diye konuştu.

Kolon kanseri önlenebilir bir kanser türü

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından 2017 yılından beri farklı illerde düzenlenen “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı” kapsamında, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan halk bilgilendirme toplantıları ile sindirim sistemi hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltilmesi ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefleniyor
Halk toplantılarının gerçekleştiği iller başta olmak üzere, hastalıklarla ilgili daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunulmasının planlandığı proje ile Kolon Kanseri, Reflü, İrritabl Bağırsak Sendromu, Ülser, Dispepsi, Ülseratif Kolit, Hepatit, Siroz, Pankreas Kanseri ve diğer Sindirim Sistemi Hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli olmalarının sağlanması hedefleniyor.

“TÜRK GASTROENTEROLOJİ DERNEĞİ OLARAK AMACIMIZ, DAHA SAĞLIKLI BİR TOPLUM”
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, Dernek olarak misyonlarının, “Halkımızın sağlıklı bir sindirim sistemi için neler yapılması gerektiği ayrıca sindirim sistemi hastalıklarında tanı ve tedavi konusunda yol göstermek ve bu konularda en yetkili bilim insanlarımızın bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktır.” diye belirterek şöyle devam etti:

Kolon kanseri önlenebilir bir kanser türü

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından 2017 yılından beri farklı illerde düzenlenen “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı” kapsamında, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan halk bilgilendirme toplantıları ile sindirim sistemi hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltilmesi ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefleniyor
Halk toplantılarının gerçekleştiği iller başta olmak üzere, hastalıklarla ilgili daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunulmasının planlandığı proje ile Kolon Kanseri, Reflü, İrritabl Bağırsak Sendromu, Ülser, Dispepsi, Ülseratif Kolit, Hepatit, Siroz, Pankreas Kanseri ve diğer Sindirim Sistemi Hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli olmalarının sağlanması hedefleniyor.

“TÜRK GASTROENTEROLOJİ DERNEĞİ OLARAK AMACIMIZ, DAHA SAĞLIKLI BİR TOPLUM”
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, Dernek olarak misyonlarının, “Halkımızın sağlıklı bir sindirim sistemi için neler yapılması gerektiği ayrıca sindirim sistemi hastalıklarında tanı ve tedavi konusunda yol göstermek ve bu konularda en yetkili bilim insanlarımızın bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktır.” diye belirterek şöyle devam etti:

Kolon kanseri önlenebilir bir kanser türü

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından 2017 yılından beri farklı illerde düzenlenen “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı” kapsamında, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan halk bilgilendirme toplantıları ile sindirim sistemi hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltilmesi ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefleniyor
Halk toplantılarının gerçekleştiği iller başta olmak üzere, hastalıklarla ilgili daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunulmasının planlandığı proje ile Kolon Kanseri, Reflü, İrritabl Bağırsak Sendromu, Ülser, Dispepsi, Ülseratif Kolit, Hepatit, Siroz, Pankreas Kanseri ve diğer Sindirim Sistemi Hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli olmalarının sağlanması hedefleniyor.

“TÜRK GASTROENTEROLOJİ DERNEĞİ OLARAK AMACIMIZ, DAHA SAĞLIKLI BİR TOPLUM”
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, Dernek olarak misyonlarının, “Halkımızın sağlıklı bir sindirim sistemi için neler yapılması gerektiği ayrıca sindirim sistemi hastalıklarında tanı ve tedavi konusunda yol göstermek ve bu konularda en yetkili bilim insanlarımızın bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktır.” diye belirterek şöyle devam etti:

24 Mart Dünya Tüberküloz Günü

ürk Toraks Derneği Tüberküloz Çalışma GrubuBaşkanı Doç. Dr. Aylin Babalık, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle Dünyadave Türkiye’de tüberküloz (verem) hastalığının durumu ile hastalığın tanı,tedavi, korunmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Verem hastalığının nedeni bilinmektedir. Tanısı kolaydır. İlaçları ucuzdur ve hastalığı kesin tedavi eder. Yine de dünyada hergün dört binden fazla insan bu hastalıktan ölmektedir.”
Türk Toraks Derneği Tüberküloz Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Aylin Babalık, “DünyaTüberküloz Günü, Robert Koch’un 137 yıl önce verem hastalığının nedeni olan basili (Mycobacterium tuberculosis) keşfederek 24 Mart günü bu buluşunu bilim dünyası ile paylaşmasına ithaf edilmiştir. Vereme yol açan basil 1882’de, kesin tedavi edenilaçları da 1950’li yıllarda bulundu. Dünyada tüberküloz olarakadlandırılan Verem, 2017 yılında 1,6 milyon insanın ölümüne neden olmuştur.Hastalığın nedeni bilinmektedir. Tanısı kolaydır. İlaçları ucuzdur ve hastalığıkesin tedavi eder. Yine de dünyada her gün dört binden fazla insan buhastalıktan ölmektedir. Yoksulluk, sağlık alt yapısının olmayışı, sağlık personeli eksikliği ve diğer nedenlerle, kayıtlara geçmeyen tüberküloz hastasayısı 3,6 milyondur. Bir yılda kayıtlara geçen hasta sayısı 6,4 milyondur. Sonuçta, toplam 10 milyon insan her yıl tüberküloz hastalığına yakalanmaktadır.”şeklinde bilgi verdi.

Yaşlılıkta zatürre riskine dikkat

Dünya genelinde yaşlı nüfusun sayısı ve dünya yaş ortalaması hızla artarken yaşlılığın tanımı da değişiyor. Artık yaşlılık yıl hesabına göre değil, insanların hayatını başka birine muhtaç olmadan sürdürebilme kapasitesine göre tanımlanıyor. Yaşlılar Haftası sebebiyle görüş bildiren İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu ve Aşı Çalışma Grubu Üyesi Uzm. Dr. Ayşe Seda Demirel, sağlıklı bir yaşlılığın mümkün olduğunu vurgulayarak, erişkin aşılamasının da bu doğrultuda büyük önem taşıdığını belirtti.

Down Sendromlu Bireylere Özel Aktiviteler ile Yaşam Kaliteleri Artıyor!

Down Sendromlu çocuğun fiziksel, sosyal, gelişimsel, tıbbi ve psikolojik özelliklerine göre yaşamının düzenlenmesi yaşam kalitesini arttırması yönünde yapılabilecek en önemli adımdır!
‘’Sağlıklı bir bebek dünyaya getirerek, onun her yönüyle sağlıklı bir gelişim seyri içerisinde büyümesini izlemek annelerin en büyük arzusudur. Şüphesiz annelik stresli ve zor bir süreçtir. Bu yönüyle engelli bir çocuğa sahip olan annenin anneliği daha da zordur’’ diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikolojisi Uzmanı Klnk. Psk. Emel Güler, açıkladı.

Primer immün yetmezliğin Türkiye'de yeni doğan tarama programına alınması çok önemli

Primer immün yetmezlik hastalıkları (PİY) genetik geçiş gösteren, zor teşhis edilen ve az bilinen sağlık sorunlarından birisidir. Bağışıklık sisteminin eksik olduğu, yaklaşık 350 farklı hastalığı içeren bu hastalık grubudur. Akraba evliliği oranın yüksekliği nedeniyle Türkiye'de daha sık görülen pirimer immün yetmezliği olan olgularda erken tanı konulması hayat kurtarıcıdır. Bu hastalıklar konusunda farkındalığın olması erken tanı ve etkin tedavi açısından çok önemlidir. Bu nedenle sık enfeksiyon geçiren bireylerin PİY açısından değerlendirilmesi önerilmektedir. Erken tanı ve etkin tedavinin gerekli olduğu primer immün yetmezliklerin özel bir grubu olan ağır kombine immün yetmezlik ile ilgili testin ülke genelinde yeni doğan tarama programına alınması büyük önem taşımaktadır. Enfeksiyonlarla karşılaşmadan tanı alabilen hastalarda kök hücre nakliyle sağ kalım oranı %90'lara ulaşmaktadır.

Böbrek sağlığı için tansiyona dikkat!

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. S. Handan Karahan Saper, böbreklerin vücudun en önemli organlarından biri olduğunu söyleyerek, "Hayati görevlere sahip olan böbrekler fasulyeye benzemektedir ve genellikle her insanda 2 adet bulunmaktadır. Böbreklerimizin idrar üretmek, idrar yoluyla vücut için zararlı maddeleri süzmek ve idrar yoluyla zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırmak gibi görevleri de bulunmaktadır. Böbrekler aynı zamanda kan hücrelerinin üretimine de yardımcı olmaktadır. Kandaki kalsiyum ve D vitamininin üretimine de bazı hormonların katkısıyla yardımcıdır. Vücudun asit ve baz dengesini de sağlama görevi olan böbrekler bu sayede kan basıncını da düzenler. Böbreklerin süzebileceğinden daha fazla miktarda tuz alımlarında böbrekler süzme ve kan basıncını düzenleme görevini düzgün olarak yerine getiremez ve tansiyon yüksekliği meydana gelir" dedi.

BIO Startup Programı

Biyoteknoloji alanındaki girişimcilerin küresel bağlantılara erişiminde ve büyümesinde hızlandırıcı rol oynamayı amaçlayan BIO Startup Programı'nın dördüncüsü için başvuru süreci tamamlandı. Önceki yıllara kıyasla, biyogirişimcilerin daha yoğun ilgi gösterdiği program iki ayda 65 başvuru aldı. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) tarafından desteklenen ve yürütücülüğünü ReDis Innovation'ın üstlendiği BIO Startup Programı'nda sırada Biyogirişimcilik Kampı ve 19 Nisan'daki Demo Day var.

“Can Damlası” projesi kök hücre bağışı bekleyenlere umut oluyor

Kök hücre bağışıyla ilgili doğru bilgileri topluma aktarmak için T.C. Sağlık Bakanlığı ve TÜRKÖK desteğiyle ve Pfizer Türkiye'nin, karşılıksız ve koşulsuz katkılarıyla hayata geçirilen Can Damlası kök hücre bağışı farkındalık projesi, toplumumuzda kök hücre bağışıyla ilgili yanlış bilinenleri ortadan kaldırmayı ve doğru bilgilerin sosyal medya aracılığıyla yayılmasını amaçlıyor.
Proje kapsamında hayata geçirilen “Elini Uzat Can Damlası Ol” isimli dijital video aracılığıyla, insanların daha bilinçli bağışçılar haline gelmeleri ve toplam 3,5 milyon kişinin kök hücre bağışı hakkında bilgilendirilmesi hedefleniyor. Proje detaylarına www.candamlasi.com adresinden ve #EliniUzatCanDamlasıOl etiketiyle ulaşılabiliyor.

Diz ağrısında doğru bilinen 9 yanlış

Diz ağrıları, genellikle 40 yaş üstü bireyler ve sporcuların yaşadığı en genel iskelet sistemi sorunlarındandır.
Diz ağrılarının nedenlerini anlatan Therapy Sport Center’dan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:
“Bu ağrılara yaş, kilo, romatizmal hastalıklar, aşırı sportif zorlamalar veya kalıtsal sorunlar neden olabilir. Yaş ve kilo, diz kıkırdağında yumuşama ve zorlanma neticesinde aşınmaya sebep oldukları için bilinen en genel nedenlerdir, denilebilir. Bu rahatsızlıkların nedeni tek olmadığı için de, tedavilerinde farklı yollar izleniyor. İyi teşhis, tedavinin en önemli ayağıdır ve bu yüzden mutlaka uzman görüşü alınmalı ve tedavi planlanmalıdır” dedi.

Orta süreli ağrılar için uzman görüşü alınarak gerekli tedaviye başlanılması gerektiğinin altını çizen Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, diz ağrısında genel olarak yapılan yanlışlara değinerek şunları belirtti:

1-Yanlış: Her diz ağrısının nedeni aynıdır.
1-Doğru: Her diz ağrısının nedeni aynı değildir ve bu nedenle tedavilerde de farklılıklar görülebilir. Örneğin, her sorunun ilk tedavisi soğuk yada sıcak uygulamalar değildir, bazen sadece istirahat etmek bile sorunu çözebilir.

2-Yanlış: Menisküs veya bağ yaralanmaları sadece sporcularda görülür.
2-Doğru: Menisküs veya bağ yaralanmaları sadece sporcularda görülür fikri de, bir başka yanlış düşüncedir. Özellikle menisküs sorunları, menopoz sonrası kadınların yaklaşık %30’nda görülen bir sorundur. Benzer şekilde, bağ yaralanmaları da görülebilmektedir.

3-Yanlış: Ağrı kesicilerin kullanımı ağrıları engeller.
3-Doğru: Ağrı kesicilerin kullanımı ağrıları engeller görüşü de, yanlış olmasa da eksiktir. Diz sorunlarına neden olan asıl soruna yönelik tedavi uygulanmazsa, zamanla bu ilaçlar da etkisiz kalacaklardır.

4-Yanlış: Kuvvetlendirirsem geçer.
4-Doğru: Kuvvetlendirirsem geçer düşüncesi de, benzer şekilde eksiktir. Kuvvetlendirme, tedavinin bölümlerinden birisi olsa da, yapılan egzersiz programı uzman tarafından hazırlanmadıysa, zorlamamamız gereken açılarda egzersiz yapmak olayı daha da vahim hale getirebilir.

5-Yanlış: Topuklu ayakkabı rahatlatır.
5-Doğru: Topuklu ayakkabı rahatlatıyor düşüncesi de, bir başka yanlıştır. Topuklu ayakkabılar, yükü diz önüne bindirmeleri sebebiyle bazen dizin iç tarafındaki ağrıları rahatlatabilse de, zamanla ön diz ağrılarına sebep olabilirler.

6-Yanlış: Dizi korumak için dizlik kullanılır.
6-Doğru: Dizi korumak amacıyla bilinçsizce kullanılan dizlikler de, zamanla diz kaslarında kuvvetsizliğe sebep olup, yükün ekleme daha çok binmesine ve durumun daha da zorlaşmasına yol açar.

7-Yanlış: Merdiven çıkmak diz kaslarını kuvvetlendirir.
7-Doğru: Merdiven çıkmak diz kaslarını kuvvetlendirir düşüncesiyle devamlı merdiven kullanmakta, özellikle diz kapağının arkasındaki kıkırdakta aşınmaya neden olarak, ön diz ağrısına sebep olabilir.

8-Yanlış: Gencim dizlerimde sorun olmaz.
8-Doğru: Gencim dizlerimde sorun olmaz düşüncesi de, doğru değildir. Özellikle aşırı ağırlık çalışan gençlerde de, gerek yumuşak doku, gerekse de kıkırdak zorlanmaları sıklıkla görülmektedir.
9-Yanlış: Profesyonel spora yönelmiş çocuklarda ortaya çıkan ağrı, büyüme ağrısıdır.
9-Doğru: Profesyonel spora yönlenmiş 12-16 yaş grubunda ortaya çıkan ağrılar, büyüme ağrıları denilerek, göz ardı edilebilmektedir. Ancak bu gruptaki diz ağrılarının nedeni, genellikle kas kemik bağlantısında ortaya çıkan zorlanmadır. Tedavisi uygun şekilde yapılmazsa, spordan kopuşla sonuçlanabilir.

Sayfalar