Sektörden; Güvenilir bilimsel iş ortağı

Astellas İlaç Türkiye, hizmet kalitesini yükseltme, ilaç sektöründe öncü olma, tercih edilen ve güvenilen bilimsel iş ortağı olma hedefleri doğrultusunda ACE (Astellas Customer Engagement - Astellas Müşteri Bağlılığı) modelini hayata geçirdi. Klasik tanıtım modelinden çok daha kapsamlı bir değer iletişim modeli olan ACE, tüm EMEA bölgesi ile eş zamanlı olarak start aldı.
Türk ilaç endüstrisinde 2008'den bu yana hizmet veren, Organ Nakli (Transplantasyon), Üroloji, Onkoloji ve Enfeksiyon olmak üzere dört ana tedavi alanında yenilikçi ürünleri ile çalışmalarını devam ettiren Astellas İlaç Türkiye, sağlık sektöründeki paydaşları için “güvenilen ve tercih edilen bilimsel iş ortağı” olma amacıyla ACE modelini başlattı. Astellas İlaç Türkiye, yeni tanıtım modeli ile stratejik öneme sahip sağlık merkezlerindeki hekimler ve hastalar için değer yaratıp uzun süreli ilişki, iş birliği ve iletişim geliştirmeyi hedefliyor.

Temsilcilerin bilgi ve yetkinlikleri en üst seviyeye çıkacak

Hasta odağının çok daha fazla ön plana çıkması, değişen sektör dinamikleri ve rekabette farklılaşma ihtiyacı neticesinde artık günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyen eski tarz tanıtım modelleri yerine geliştirilen ACE modeli ile yeni tanıtım uzmanı profilinin değişen koşullara ayak uydurabilecek, değer iletişimini en iyi şekilde aktaracak bilgi ve yetkinliklere de sahip olması amaçlanıyor.
Gelecekte de ACE modelinin devamlılığını sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Astellas İlaç Türkiye Satış Direktörü Şeyma Bahşi, “Sağlık meslek mensupları ile bir araya gelen tüm şirket çalışanlarına (satış, pazarlama, pazar erişim, medikal) yönelik olarak tasarlanan ve ‘Sekiz Adımda Koçluk’ modeli ile bağlantılı olan model, hasta odağını baz alıyor. ‘Sekiz Adımda Koçluk’ modeli ise saha kadrosuna yöneticilik yapan satış müdürlerine yönelik olarak tasarlanan ve koçluk yapılan kişiye her daim destek olmayı merkezinde tutan bir model olarak 8 kilit adımdan oluşuyor. Aynı zamanda bu koçluk modeli, ACE tanıtım modelinin sahada çok daha efektif olarak uygulanabilmesi için çalışıyor.” dedi.

Maksimum fayda sağlanması hedefleniyor

Dünya çapında ve Türkiye’de sahip olduğu en önemli değerlerden bir tanesini “Hasta Odağı” olarak belirleyen Astellas İlaç, ACE modeli sayesinde hizmet sunduğu tedavi alanlarında görev yapan sağlık meslek mensupları ile bilimsel iş birlikleri de yapmaya hazırlanıyor. Bu iş birlikleri neticesinde ürünlerinin doğru zamanda ve doğru tedavi yaklaşımı ile kullanıldığından emin olarak, ihtiyacı olan hastaya maksimum fayda sağlamasını hedefliyor.

Türkiye’de 3,5 milyon astım hastası var

Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, 7 Mayıs Dünya Astım Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Dünyada yaklaşık 300 milyon kadar astımlı hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise yaklaşık 3,5 milyon astım hastası vardır. Dünya Astım Günü (Mayıs ayının ilk Salı günü) etkinlikleri kapsamında, ülkemizde Türk Toraks Derneği olarak her yıl, Astım Allerji Çalışma Grubumuz ve şubelerimiz tarafından düzenlenen toplum ve sağlık çalışanlarına yönelik eğitim ve farkındalık toplantıları ile konuya dikkatleri çekmekteyiz. Bu yıl da 7 Mayıs 2019 tarihinde ülkemizde Dünya Astım Günü kapsamında çeşitli etkinlikler yapacağız.” dedi.

El hijyeni hastane yatış süresini ve maliyetini düşürüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü olarak belirlenmiştir. DSÖ “Herkes için Temiz Bakım Sizin Ellerinizde” sloganıyla duyurduğu bugünde özellikle sağlık çalışanlarının el hijyenine uyumunu artırmayı hedefliyor. El yıkamak antibiyotiklere karşı direnci olan ve tedavisi zor olan mikroplardan korunmamızı da sağlayabilir diye belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü'nünde el hijyeninin antibiyotik direnci ile ilişkisine toplumsal açıdan değindi.

Türk girişimci Hamdard firması, kamu-üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Kastamonu Üniversitesi ile işbirliği protokolü imzaladı.

İmzalanan işbirliği mutabakatının kapsamı teknolojik yenilik, Ar-Ge, tasarım, sistem entegrasyonu, dış ticaret ve sertifikasyon faaliyetleri kapsamında proje geliştirilmesi, etkinlikler planlama ve yürütme konularında ortak çalışmalar yapılması; teknik seminer, sempozyum, kongre, çalıştay vb. etkinlikler yapılması ve destek verilmesi; Kastamonu Üniversitesi öğrencileri için staj ve araştırma çalışmaları yapılması konularında eşgüdüm çalışmaları yürütülmesi, taraflarca hem fikir olunan proje, araştırma, tez vb. çalışmalar için HAMDARD imkanlarının kullanılması; ayrıca TÜBİTAK, TSE, KOSGEB gibi kuruluşların destek programlarından ve fiziksel imkanlarından faydalanma girişimlerinde bulunulması; yapılan çalışmaların ulusal ve uluslararası tanıtımının sağlanması için gerekli çabaların gösterilmesi hususlarını içeriyor.

Lenfomada Car -t hücre tedavisi, gelecekte umut vaat eden önemli bir tedavi yöntemi olabilir

Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından düzenlenen Uluslararası Lösemi Lenfoma Miyeloma Kongresi'nin (International Congress on Leukemia Lymphoma Myeloma) 7'ncisi, 2-4 Mayıs tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşiyor. Lösemi, Lenfoma ve Miyelom konusunda yeni tedavilerin ele alındığı kongrede, yurtdışından ve ülkemizden yeni tedaviler, araştırmalar hakkında ilgili bilgiler paylaşılıyor. Kongreden bir gün önce 2 Mayıs’ta “2. İstanbul İmmunohematoloji Zirvesi” ve “Türk Hematoloji Derneği Avrupa Kan ve Kemik İliği Derneği Hücresel Tedaviler Çalışma Grubu Ortak CAR T Hücre Sempozyumu” nu (2nd İstanbul Immunohematology Summit ve TSH/EBMT CTIWP Joint CAR-T Cell Symposium) içeren bir kurs da düzenlendi. Tek gün süren bu kursun öğleden önceki bölümünde bağışıklık sisteminin yapısı, bağışıklık sistemi hastalıkları, kan hastalıklarının tedavisinde bağışıklık sistemi temelli yeni tedaviler hakkında güncel bilgiler aktarıldı. Kursun öğleden sonraki bölümünde Türk Hematoloji Derneği ortaklığında Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli Derneği (Hücresel Tedaviler ve İmmunobiyoloji Çalışma Grubu) Türkiye’de ilk defa yeni bir kanser tedavi yöntemi olan CAR-T Hücreler hakkında bir Sempozyum düzenlendi. Bağışıklık sisteminde yer alan T hücrelerin kansere karşı duyarlılaştırılması yoluyla kanserin tedavisi şeklinde özetlenebilecek CAR-T Hücre tedavisi bu sempozyumda tüm yönleriyle ele alındı.

Sektörden: Pfizer Türkiye’nin yeni Medikal Direktörü Dr. Egemen Özbilgili

2006 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Egemen Özbilgili, Kasım 2011’de Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanlığını tamamladı. Ocak 2012’de Pfizer ailesine medikal müdür olarak katıldı ve 2013’te aşı biriminin sorumluluğunu üstlendi. 2016’da aynı alandan sorumlu Kıdemli Medikal Müdür olarak atandı. 1 Eylül 2016’dan itibaren Türkiye ve İsrail’den sorumlu Aşı İş Birimi Kıdemli Medikal Müdürü olarak görev yaptı. 1 Ağustos 2017 tarihinden itibaren Pfizer Türkiye Onkoloji Ülke Medikal Lideri olarak görev yapan Dr. Egemen Özbilgili, 2019 Mart ayı itibariyle Pfizer Türkiye Medikal Direktörü & Dahili Uzmanlıklar Ülke Medikal Lideri olarak atandı.

KOAH hastaları zatürre için risk grubunda

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 24 -30 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Dünya Aşı Haftası'nda toplumun aşılama ve aşıyla korunulabilen hastalıklar konusunda bilgilendirilmesi amaçlanıyor. Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı' nda görevli Prof. Dr. Abdullah Sayıner de bu konu kapsamında özellikle KOAH hastaları için zatürre riskinin çok fazla olduğundan ve bağışıklanmanın öneminden bahsetti.

Diyabet hastalarında zatürre riski 3 kat daha fazla

TEMD (Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği) Diyabet Çalışma Grubu'ndan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serpil Salman, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 24-30 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Dünya Aşı Haftası özelinde zatürre hastalığının diyabetliler açısından tehlikelerine değindi. Toplumda bu konudaki farkındalığın yeterince gelişmediğini belirten Prof. Dr. Serpil Salman, diyabetli hastaların zatürreden korunmaya dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

Her yüz bin kişiden dördü menenjit

24 Nisan Dünya Menenjit Günü ve aşıyla önlenebilir hastalıkların farkındalığını artırmak amacıyla kutlanan 24-29 Nisan Dünya Aşı Haftası kapsamında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan önemli bilgiler verdi: “Meningokok bakterisi Türkiye'de her yıl 100 binde 3 ila 4 oranında menenjit ya da meningokoksemi dediğimiz ağır bir hastalık tablosu oluşturuyor. Menenjit, artan tanı ve tedavi olanakları, yeni ve etkili ilaçlara rağmen yüzde 5-10 oranında ölüme, yüzde 20-30 oranında sakatlığa neden oluyor. Her yaş grubunda görülen ama en sık dört yaş altında ve özellikle de bir yaş altı bebeklerde sık görülebilen bir hastalık olduğu için mümkün olduğu kadar erken dönemde menenjit aşılarıyla koruma sağlamak gerekiyor.”

Omurilik tümörleri, mikrocerrahi ve radyocerrahinin yardımıyla bir tehdit olmaktan çıkıyor.

Beyin ve organlar arasındaki elektriksel bağlantıyı sağlayan bir “sinir demeti” olarak adlandırdığımız omurilik, aynen beyinde olduğu gibi kalın bir zarla (dura) korunuyor. Omurların ortasındaki korunaklı kanal ile (omurilik kanalı) beyinden belimize kadar uzanan omurilikte, bahsettiğimiz elektriksel bağlantı ise karşılıklı olarak yürütülüyor. Şöyle ki, beyinden gelen emirler iç organlara veya kol-bacaklara gönderildiği gibi, vücuttan gelen bilgiler de omurilik vasıtasıyla beyne taşınıyor. İşte bu kadar hayati bir fonksiyonu olan omurilikte meydana gelebilecek sorunlar, en hafif şekliyle bu bilgi ve emir alışverişini kısmi ya da tam olarak engelleyebilecek klinik tablolara yol açabiliyor.

Parkinson hastalığında beyin pili ile yaşam kalitesi artıyor

Parkinson hastalığı hareketlerin yavaşlaması, kol ve bacaklarda istirahat halinde ortaya çıkan titremeler, kaslarda katılık ve sertlik, postür reflekslerinde azalma gibi ana bulgularla seyreden, ancak bunların yanında birçok diğer sistem bulgusunun da olabildiği yavaş ilerleyici bir beyin hastalığı. Vücutta hareketin kontrolünü ve dengesini sağlamada önemli bir rolü olan “dopamin” adlı kimyasal maddenin üretim yeri olan “substansiya nigra” isimli bölgede, dopamin üreten hücrelerde etkilenmeler ve kayıplar ortaya çıkıyor. Belirli bir oranda hücre kaybı olunca da hastalarda bulgu ve belirtiler görülmeye başlıyor. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisi yok ancak bazı ilaçlarla hastalığın belirtileri hafifletilebiliyor. Bazı durumlarda semptomların iyileşmesi için beynin çeşitli bölgelerine cerrahi olarak müdahale edilebiliyor. Üstelik hastalığın hem epidemiyolojisine yönelik bilgiler hem de tedavisine yönelik farklı seçenekler son yıllarda arttı. Anadolu Sağlık Merkezi’nde de ve bazı merkezlerde bu tedaviler kullanılıyor. Bunlardan en yeni ve etkili tedavi yöntemi ise beyin pili (DBS). Bu yöntemle hastalık tamamen yok olmasa da hastanın hayat kalitesini artırmak ve hastalığın ana bulgularını büyük oranda düzeltmek mümkün.

Tüm dünyada 1 milyon 200 bin çocuk hekiminin üye olduğu kuruluşa Türk damgası

40 ülkeden, 156 kurumla bir milyon 200 bin çocuk hekimini temsil eden küresel kuruluş Uluslararası Pediatri Kurumu'nun (International Pediatric Association) IPA Direktörlüğüne tarihinde ilk kez bir Türk getirilerek geçtiğimiz yıl Kerem Hasanoğlu ‘nin atanmıştı. Bu yıl ise başkanlık seçiminde oyların %70’ni alan Türkiye Milli Pediatri Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Enver Hasanoğlu gelecek dönem Başkanı olarak göreve başladı.

Prof. Dr. Hasanoğlu geçtiğimiz günlerde her ülkenin yalnızca 1 oy hakkına sahip olduğu tüm ülkelerin katılımıyla Panama'da yapılan seçimde IPA'nın gelecek dönem başkanı olarak göreve başladı. Bu görevlendirme sonrası saygın kuruluşun iki önemli tepe noktasında iki Türk boy göstermeye başladı.
Dünyanın en önemli çocuk kuruluşlarından bir tanesinin iki Türk'e emanet olmasından mutluluk duyduğunu ifade eden Kerem Hasanoğlu ise birçok tebrik telefonu aldıklarını ve tebrik için arayan bakanlar ve YÖK Başkanı'na da teşekkür ettiklerini iletti.

BIO Startup Program'ın Beş Finalisti Küresel Temaslar için Hazır

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) tarafından desteklenen, yürütücülüğünü ReDis Innovation'ın üstlendiği ve bu yıl 65 biyogirişimcinin başvurduğu dördüncü BIO Startup Program'da 5 finalist belli oldu. Online programın ardından 3 günlük bir kampa katılan biyogirişimciler, 19 Nisan'da BIOExpo'daki TÜSEB "Güçlü Bir Biyoekonomiye Doğru: Biyoteknolojide Öncelikler ve İşbirlikleri” sempozyumu kapsamında düzenlenen BIO Startup Demo Day'de jüri karşısına çıktı. Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen Demo Day'de sunumlarını yapan biyogirişimciler arasından jüri tarafından seçilen beş biyogirişimci, 1-6 Haziran tarihleri arasında Philadelphia'da düzenlenecek BIO Entrepreneurship Bootcamp ve BIO Convention'a katılma hakkına sahip oldu.

Gebelikte kanser tedavisi bebğin doğumuna engel değil

Kadınlarda en sık rastlanan kanser türü meme kanseri iken gebelik sırasında karşılaşılan jinekolojik kanserler içerisinde de en sık rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerine rastlanıyor. VM Medical Park Mersin Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Tolgay Tuyan İlhan, gebelik esnasında yapılan muayenelerde 1000 ila 5 bin gebede bir kanserle karşılaşıldığını belirterek, bu durumun gebelikle alakası olmadığına dikkat çekti. “Gebelik sırasında jinekolojik muayene yapıldığı için testlerde anne adayında kitle varsa tespit ediliyor ve tanı konulabiliyor.”

Kanser tedavisinde bütüncül yaklaşımlar

Tıbbi Onkoloji, Onkolojik Cerrahi, Nükleer Tıp, Girişimsel Radyoloji ve Radyasyon Onkolojisi’nde referans merkezi haline gelen Memorial Bahçelievler Hastanesi Onkoloji Merkezi uzmanları, kanserde bütüncül tedavi anlayışı ve multidisipliner yaklaşımlar konusundaki deneyimlerini, paylaştı.
Memorial Bahçelievler Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Fazilet Dinçbaş, Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Kezban Nur Pilancı, Nükleer Tıp Bölümü’nden Prof. Dr. Akın Yıldız ve Kemik İliği Nakli Merkezi’nden Prof. Dr. Emre Tekgündüz, merkezde gerçekleştirilen özellikli tedaviler, kişiye özel uygulamalar, yeni tedavi protokolleri ve diğer branşlar ile yürütülen koordineli çalışmaların detaylarının anlattılar.

Sayfalar