Dünyanın klon insanlara ihtiyacı var!

Rum asıllı ABD'li doktor Panayiotis Michael Zavos, son yıllarda insan klonlama çalışmalarıyla tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. İnsan klonlamanın zamanla tıbbi bir prosedür olması gerektiğini belirten Prof. Zavos, büyük gizlilik içinde yürüttüğü çalışmalarını, insan klonlamanın amacını ve gelecekteki klon insanları Medical Tribune Yayın Yönetmeni Zuhal Demirarslan’a anlattı.

MT: İnsan klonlanma çalışmaları çok tartışılan ve özellikle dini kesimlerden tepki gören bir konu. Siz insan klonlamanın ne gibi faydaları olduğunu düşünüyorsunuz?
İnsan klonlamanın birçok yönden insanoğluna faydalı olması beklenmekte. Öncelikle insanlığın geleceğine ve çeşitli teknolojilerin gelişimiyle tıp dünyasının geleceğindeki devrimlere bakarak çeşitli faydalar sağlayacağını görebilirsiniz. Klonlama tekniği, mevcut tekniklerle birleştirildiğinde, tıbbın bugün ve gelecekte sunması gereken en etkili ve güçlü araçlarından biri haline gelebilir. Bu gücün anahtarı, vücudumuzdaki bir ‘’germinal’’ hücrenin varlığından ilk kez yararlanabilmemiz ve bunu istediğimiz herhangi bir doku haline getirebilmemizdir. Örneğin yaşlanan bir vücutta, bedenin yaralanmış bir bölümünde kullanılmak üzere veya bir organ ve hatta yeni bir yaşam meydana getirmek üzere yönlendirebilmemizdir. Size birkaç örnek vermem gerekirse, üreme tıbbı üzerine yaptığım uzmanlığımda, infertil çiftlerin klonlama ile çocuk sahibi olabildiklerini gördüm. İnfertilitedeki mevcut tedaviler için makul sayıda yapılan tanıtım haberlerine rağmen, yüzdeler açısından çok başarılı değildi. Mevcut infertilite tedavileri kombine edildiğinde yüzde 10’dan daha az başarılı olarak değerlendirilmiştir. Çifler, çocuk sahibi olabilmenin küçük bir şansı için fiziksel ve duygusal olarak acılı bir süreçten geçiyorlar. Birçok çiftin zamanı ve parası başarılı bir şekilde çocuk sahibi olamadan tükeniyor. Müslüman dünyasında ise bu ihtimaller çok daha düşük. İnsan klonlama çok daha fazla infertil çiftin daha önce mümkün olmadığı şekilde çocuk sahibi olmalarını mümkün kılabilir.  Enerjimin çok fazlasını, sağlıklı bir çocuk üretebilme sürecini yakın zamanda mükemmelleştirme umuduma adadım.

 

 

MT: Klonlama sayesinde yaşlanma süreci tersine çevrilebilir mi? 

Klonlamadan öğrendiklerimiz sayesinde, tıbbın diğer alanları arasında klonlama ve embriyonik ya da erişkin kök hücreler insan vücudunu ‘’yenilemek’’ için kullanılabilir ve bir gün sizin de dediğiniz gibi yaşlanma sürecini tersine çevirmeye imkan sağlayabilir. Bunun yanı sıra insan klonlama teknolojisi kalp krizlerini geri çevirmek için kullanılabilir. Bilim adamları hali hazırda kalp krizi geçiren hastaları tedavi etmede sağlıklı kalp kök hücrelerinin hasarlı kalp bölgelerine injekte edilmesiyle kullanılabilirliğini göstermişlerdir. Kalp hastalıkları Amerika Birleşik Devletleri’nde ve birçok gelişmiş ülkede ölüm sebepleri arasında birinci sıradadır. Benzer teknolojilerin inme hastalarının tedavisinde, karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanıldığı gibi gün geçtikçe de başka hastalıkların tedavisinde kullanımı katlanarak artmaktadır. Başka bir deyişle bu hücreler, vücuttaki yaralanmış veya hasar görmüş dokulara veya organlara hatta tüm vücuda, vücudu ‘’yenileştirme’’ amacıyla aşılanarak kullanılabilmektedir.  Vücudun dışında, bir ‘’petri kabı’’nda dokuların gelecekteki transplantasyonu için oluşturulması alanı ise plastik, estetik ve kozmetik ameliyatlar, karaciğer ve böbrek yetersizlikleri, lösemi, kanser, kistik fibrozis ve sayamayacağım kadar sınırsız alan için yankı uyandırmaya başlayacak.

MT: İnsan klonlama tekniğinizden bahseder misiniz?

Klonlanmış insan embriyoları için kullandığımız yöntem kesinlikle bir sır değil. İnsan embriyolojisi ve embriyo kültürü gibi konulara hakim olan ve memeli vücut hücrelerinde çekirdek nakli yapabilen herkes için bu yöntem oldukça kolay. Klonlanmış insan embriyolarını elde etmek için kullandığımız tekniği birçok hakemli dergide de yayımladık. Detaylı bilgiye www.zavos.org sitemizden ulaşılabilir.  

MT: Sizce klonlamanın birçok ülkede yasak olmasının nedenleri neler? Rasyonel nedenler var mı, varsa bunlar neler olabilir? Siz bunlardan herhangi birine katılıyor musunuz?

Dünyadaki insan klonlama ya da reprodüktif klonlama politikaları, tamamen yasaklama ile kayda geçmiş hiçbir yasaklamanın olmaması arasında değişen bir çeşitliliktedir. Fransa, Almanya ve Rusya Federasyonu’nu da içeren 30’dan fazla ülkede insan klonlama tamamen yasaklanmıştır. Japonya, Birleşik Krallık ve İsrail gibi 50 ülke, insan reprodüktif klonlamayı yasaklamıştır fakat terapötik klonlama ya da bir çeşit ‘’embriyonik klonlama’’ya izin vermektedir. Macaristan ve Polonya gibi birkaç ülkede ise embriyonik kök hücre çalışmaları veya terapötik klonlama, bariz bir şekilde değil fakat kısmen yasaklanmıştır, çünkü mevzuatları, embriyonik kök hücrelerin ilk üretim tarihinden (1998) daha önce hazırlanmıştır. Diğer birçok ülke ise Amerika Birleşik Devletleri’ne benzer şekilde insan klonlamaya izin veren tüm kök hücre ve klonlama araştırmaları ile ilgili henüz herhangi bir resmi mevzuat oluşturmamıştır.  Ülkelerin kendi politikalarını geliştirmelerinin yanında, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi çeşitli uluslararası organizasyonlar da herhangi bir gerekçe olmadan,  insan klonlama politikaları ve tavsiyeleri yayınlamıştır. Afrika Birliği ve Arap Birliği konuyu tartışmıştır fakat henüz herhangi bir resmi deklarasyon çıkmamıştır. Dahası bazı gruplar insan embriyonik kök hücrelerin kullanımıyla ilgili uyum ve işbirliği içinde uluslararası kural taslakları üzerinde çalışmaktadırlar. Asıl önemli olan, dünyada klonlamaya dinsel ve siyasi çekinceler ve diğer faktörler açısından farklı bir gözle bakılmasıdır. Klonlama ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmalıdır fakat tamamen yasaklanmamalıdır. Bu bir medikal prosedürdür, dinsel ya da siyasi olmamalıdır ve bu yönde işlenmelidir. Dünyanın buna ihtiyacı var!

MT: İnsan klonlama çalışmalarınız şu an ne aşamada?

Geçtiğimiz yıllarda klonlama tekniğiyle oluşturduğumuz insan embriyolarını 4 kadına naklettik ancak bu kadınların hiçbirinde gebelik gerçekleşemedi. Henüz devam etmekte olan sağlıklı bir gebeliğimiz yok.

MT: Şayet gelecekte insan klonlama çalışmalarınız başarılı olursa klon insanın normal insandan ne gibi farkları olacak? 

Öncelikle hem annenin hem de babanın genetik bilgisi yerine yalnızca tek bir bireyin genetik bilgisine sahip bireyler olacak. Bir klon, klonlanan kişinin genlerinin tamamına sahip olacak (yaklaşık 35 bin gen). Ancak fetüs gelişimi sırasında gen ifadelerinde çeşitlilik olacaktır. Bu nedenle de dış görünümleri çok benzeseler bile birebir aynı olmayabilir ancak arkada yatan genetik yapı birebir aynı olacaktır. 

MT: Size klonlama yöntemi için başvuran gönüllüler var mı?

Dünyanın her yerinden başvurular alıyoruz. Programımıza kabul edeceğimiz kişilerde üç ön şart arıyoruz. Bize gelmeden önce tüp bebek yöntemi gibi diğer yardımcı üreme tekniklerini denemiş olmaları, bu yollardan bir sonuç almamaları, yaşlarının çok ilerlemiş olmaması aradığımız ve ödün vermediğimiz üç ön şart. Ünlü kişileri kabul etmiyoruz. Her zaman söylediğim gibi bir Michael Jackson klonlamakla ilgilenmiyoruz.   

MT: Klonlama araştırmalarının yürütülmesinde karşılaştığınız güçlüklerden bahseder misiniz?

Açıkça görülüyor ki klonlama ile ilgili birçok zorluk mevcut. Araştırmalar, klonlanmış hayvanlarda normal gebeliği sürdürmeyi sağlayacak, koruyucu ve iyileştirici bakımı geliştirecek tedavilerin bulunmasıyla klonlamanın etkililiğini geliştirecek şekilde devam etmelidir.

İnsanlara gelindiğinde, biz asla bir insan klonu üretmedik fakat bizim grubumuz, normal görünen ve normal bir doğum meydana getirebilecek birçok klonlanmış embriyo üretmeyi başardı. Bu konu üstünde devam etmek zorundayız. En fazla zorluk araştırma yapmada ve insanlarda klonlamayı geliştirmede yaşanmaktadır. Bana göre insan klonlama konusunda en zor olan özellikle dini, etik ve politik karşı duruşlardır. Dünya klonlama hakkında daha çok şey öğreniyor ve büyük olasılıkla bu, tıbbi bir prosedür olarak kabul edilecektir. Zaman gösterecek!

MT: Yakında gelişmiş ülkelerde birkaç insanın destekleyebileceği bu teknoloji, temel sorunun sanitasyon ve aşılama olduğu gelişmekteki ülkelerde de uygulanabilir mi?   Bu teknoloji gelecekte ilaçların maliyetini düşürür mü?

Klonlama, aşı üretimini kesinlikle hızlandırabilir ve aşıları daha etkili hale getirebileceği gibi üretimdeki bu hızlanmayla da bunları daha ekonomik kılabilir. Bu metodlar ve yararları, sanayileşmiş dünyadan gelişmekte olan ülkelere hızla taşınabilir ve aşılanmaya ‘asıl’ ihtiyacı olan insanlara uygulanabilir. Buradaki alan çok geniş ve yaklaşımları tartışacak çeşitli kitaplar yazılabilir.

MT: Araştırmalarınız için finansman desteği bulmakta zorlanıyor musunuz?

İnsan klonlama ile ilgili herhangi bir araştırmaya fon bulmak oldukça zor. Bu araştırmalar hakkındaki sosyal ‘endişeler’ nedeniyle  hiçbir devlet  fon sağlamıyor, özel şirketler de bu tür çalışmalara para yatırmak istemiyor. Bu gibi durumlar, bu araştırmaların yürütülmesini zorlaştırıyor fakat her şeye rağmen bir şekilde özel paralar toplamayı başarıyoruz  ve kendimize ait fonları da kullanarak bugüne kadar çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Bunları başarmamızın daha kolay olacağı zamanları görebiliyorum fakat o aşamaya henüz gelemedik!

MT: Türkiye’de beraber çalıştığınız herhangi bir proje partneri var mı?

Türkiye’de insan klonlama ile ilgili herhangi bir enstitü ile birlikte çalışmamız yok. Türkiye insan klonlama ile ilgili araştırmaları ‘Avrupa’  standartlarında hayata geçirmek istiyor. Diğer Müslüman ülkeler insan klonlama hakkında daha liberal bir görüşteler. 

“Dr. Zavos, 10 yaşında trafik kazasında yaşamını yitiren Cady adlı bir kız çocuğu dahil olmak üzere, ölmüş 3 kişiden kopyalanmış embriyolar ürettiğini ve bunları çalışmalarında kullanmak üzere sakladığını belirtiyor.”

 

 

field_vote: 

Yeni yorum ekle

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <b> <p> <img> <tr> <td> <table> <tbody>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.