VTE riski hastanede yatanlarda 10 kat fazla

gulongen.jpg

Venöz tromboembolizm (VTE) riskini saptayan ve koruyucu tedavi uygulama oranlarını araştıran ENDORSE * çalışmasının Türkiye sonuçları açıklandı. Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren ENDORSE Türkiye Koordinatörü ve İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Öngen, ölümcül sonuçları olan VTE riskinin hekimler tarafından yeterince önemsenmediğini belirti.

Sanofi-aventis tarafından, 32 ülkede 60.000 hasta üzerinde yürütülen ENDORSE çalışmasının Türkiye ayağının toplam 11 merkezde gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Öngen, şu bilgileri verdi: “Araştırma kapsamında iç hastalıkları, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, genel cerrahi ve ortopedi servislerinde yatan toplam 1.701 hasta üzerinde çalışıldı. ENDORSE, akut veya alevlenen kronik tıbbi hastalıkların yanı sıra acil olmayan büyük cerrahi girişim nedeniyle hastanede yatan hastalarda VTE riskini saptama ve koruyucu tedavi uygulama oranlarını inceleyen ilk araştırma olma özelliğini taşıyor. Türkiye sonuçlarına göre; VTE risk tanımı ve koruyucu tedavi yaklaşımları; hastanede yatan tüm hastalar için dikkate alınmadığı için önemli sorunlar yaşanıyor.”

Hastanede yatan hastalarda 10 kat daha fazla
Ölümcül olabilen venöz tromboembolizmde; venalarda oluşan tromboz sonucu kan akışının kesildiğini kaydeden Prof. Dr. Öngen, “Bu olay vücuttaki derin bir vende meydana geldiğinde derin ven trombozu (DVT) adını alıyor. Genellikle bacak ve kalça derin toplardamarlarında ya da kolda görülüyor ve çoğunlukla bulgu vermiyor. Derin ven trombozunun en önemli tehlikesi, trombüsün damar duvarından kopup kan akımıyla kalbe ve oradan da akciğere ulaşıp, akciğer embolisi yaratmasıdır. Yapılan testler veya otopsi çalışmaları toplardamarda pıhtı oluşma riskinin herhangi bir nedenle hastanede yatan hastalarda normal nüfusa oranla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca hastane ölümlerinin %10'undan fazlasının akciğer embolisi nedeniyle olduğu biliniyor” diye konuştu.

Diz protezi hastalarında venöz tromboembolizm riski % 84
Venalarda trombüs oluşumunun her yaş grubunda görülebileceğini, ancak ileri yaşlarda görülme sıklığının önemli oranda arttığını söyleyen Prof. Dr. Öngen, “Venöz tromboembolizm, özellikle 60 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Kalça kırığı nedeniyle ameliyat edilen hastalarda %60, diz protezi takılan hastalarda da %84'e varan oranlarda bu sorun ortaya çıkıyor. Venöz tromboembolizmi önlemek için tedavi uygulanmayan genel cerrahi hastalarında ölümcül akciğer embolisi gelişme oranı binde 8'dir. Bu oran kalça protezi takılan hastalarda %2-3, kalça kırığı hastalarında ise %4-7 civarındadır. ABD'de her yıl 250.000 yeni venöz tromboemboli olgusu saptanıyor ve bunların 50.000’inin öldüğü düşünülüyor. VTE riski altında olan cerrahi hastaların sadece %39’una; dahiliye hastalarının da % 38.5’ine uygun koruyucu tedavi uygulandığı tespit edildi” dedi.

Risk yüksek, farkındalık yok
Çalışmasının sonuçlarına göre yatan hastaların % 35.6’sının VTE riski taşıdığı saptanırken; Türkiye, çalışma kapsamına alınan 32 ülke arasında en alt sırada yer alıyor. ENDORSE çalışmasının Türkiye verilerini değerlendiren Prof. Dr. Gül Öngen, şu açıklamalarda bulundu: “Verileri birbirinden bağımsız olarak ele aldığımızda, Türkiye’de VTE riski taşıyan cerrahi hasta oranının (64.9) ENDORSE çalışması kapsamına alınan diğer ülkelerle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde VTE riski taşıyan hastalar hekimler tarafından yeterince kontrol altına alınamıyor. Hekimlerin risk altında olan hastalara yeterli koruyucu tedavi yapmadığını görüyoruz.”

Hekimlerde VTE farkındalığı yetersiz
ENDORSE çalışmasının Türkiye’de iç hastalıkları, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, nöroloji, onkoloji uzmanları başta olmak üzere tüm dâhili branş hekimlerinin VTE risk farkındalığının yetersizliğini ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Öngen, “Bu bağlamda; daha kolay ve güvenilir bir risk taramasını olanaklı kılacak bir yapının oluşturulması gerekiyor. Ayrıca yatan hasta profiline ve hastane uygulamalarına uygun ulusal stratejik kılavuzların geliştirilmesi ve VTE farkındalığının artırılmasının ivedilikle gerçekleştirilmesi şart. VTE riski saptanan hastaların 2/3’ünün bir yan etki olmaksızın koruyucu önlemlerden yoksun bırakılması evrensel bir ihmaldir. Özellikle, taburcu olduktan sonra hastanın izlenmesine gereken önemin verilmesi gerekir. Hastanelerde koruyucu tedaviyi ihmal eden hekimin, bu kararının doğurabileceği olumsuz sonuçları görme şansı bulunmuyor. Bütün bu ihmaller, VTE risklerinin zamanında fark edilmesi ve koruyucu tedavi uygulama bilincinin gelişmesinin önündeki en önemli engellerdir” dedi.

VTE risk faktörleri
ENDORSE çalışmasının verilerine göre, VTE risk faktörlerinin dâhili branş hastalarında, kronik akciğer hastalıklarına (%49.1) ve kronik kalp yetersizliğine (%10.7) ait olduğu öğrenilirken; cerrahi servis hastalarında obezite (%13.1) ve kronik akciğer hastalığına (%10) ait olduğu kaydedildi. Hastaların yatış süresince tanımlanan risk faktörleri ise; dahili hastalar için akut, infeksiyon dışı solunum hastalıkları ve aktif kanser varlığı (%5.3) olarak saptandı. Cerrahi hastalar için de akciğer infeksiyonu (%62) ve akut, infeksiyon dışı solunum hastalıkları (%11.5) olarak belirlendi. Çalışmaya göre hastaların %35’inde (606 kişi) venöz tromboembolizm riski olduğu öğrenilirken; cerrahi girişim nedeniyle hastanede yatan hastaların % 64.9’unun ve dâhili servislerde yatan hastaların %23.8’inin VTE riski altında olduğu saptandı.

ENDORSE hasta özellikleri
Türkiye’de ENDORSE çalışması kapsamına alınan hastaların %28.8’i (490 kişi) cerrahi servislerde yatan hastalardan oluşurken, dâhili servislerde yatan hastaların oranı %71.2 (1.211 kişi) olarak kaydedildi. Dâhili servislerde yatan hastaların medyan yaşları 64 ve vücut kitle indeksleri (BMI) 23 kg/m2 ve %70’i erkek hastalardan oluşmaktaydı. Cerrahi servislerde yatan hastaların da medyan yaşları 55 ve vücut kitle indeksleri (BMI) 27 kg/m2 ve erkek hastaların oranı %51.8 olarak saptandı.

ABD’de venöz tromboembolizm riski ile hastaneye başvuran hasta sayısının %1 olduğu, ancak hastanelerde yaşanan ölümlerin %10’nun venöz tromboembolizm nedeniyle olduğu saptanmıştır. Hastaların hastanede yattıkları süre içinde venöz tromboembolizm riski artıyor. Hastalar yatarken oluşan VTE nedeniyle hayatlarını kaybediyorlar.

Hastaların sadece hastanelerde yattıkları süre içinde bile uygulanacak koruyucu tedavinin maliyeti çok küçük olmasına rağmen koruyuculuğu çok yüksektir. Koruyucu hekimlik lüks değil bir zorunluluktur. Bu nedenle risk altındaki hastalarda mutlaka koruyucu önlemler alınmalıdır.

* Epidemiologic International Day for the Evaluation of Patients at Risk for Venous Thromboembolism in the Acute Hospital Care Setting

Medical Tribune / Türkiye

Puanınız: None Ortalama (1 oy)