Statinlerin ve LDL’nin ötesi
Statinlerin dislipidemilerin tedavisinde birinci tedavi seçenek olarak görüldüğünü söyleyen Amerikan Baylor Tıp Fakültesi Ateroskleroz ve Vasküler Tıp Bölümü Başhekimi Prof. Dr. Christie M. Ballantyne, “Kardiyovasküler hastalık açısından yüksek risk grubuna giren her hastanın, mevcut kanıtlara dayanılarak belirlenmiş dozda statin alması gerekir. Pek çok klinisyen, hastada hedeflenen değerlere ulaşılması için azami dozda statin verilmesi gerektiğini düşünür, oysa elimizde 80 mg/gün’lük bir simvastatin dozunun, 40 mg/gün dozlarından daha iyi etki ettiğine dair kanıt bulunmuyor” dedi.
Stabil koroner kalp hastalığı olan hastalarda, majör kardiyovasküler olayların önlenmesi için 80 mg/gün atorvastatinin 10 mg/gün doza kıyasla daha etkili olduğunu gösteren veriler bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ballantyne, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak doğrudan atorvastatinin 80 mg/gün dozunu 40 mg/gün dozuyla kıyaslayan bir çalışma yok. Azami dozlarda daha fazla yan etki görüldüğünü biliyoruz. Şüphesiz hekimler de azami doz nedeniyle şikâyetle kendilerine başvuran ve doz düşürdükleri pek çok hastayla karşılaşıyorlar. Bu yüzden, statin dozlarının mevcut kanıtlara dayanılarak belirlenmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Yetişkinlerin Tedavisi Paneli III (ATP III) Kılavuzu’nda, çok yüksek risk grubuna giren hastalarda opsiyonel LDL-C hedefi < 70 mg/dL olarak verilmiştir. Trigliserid seviyeleri yüksek hastalarda da, tedavinin ikincil hedefi olarak LDL kolesterol gösterilmiştir. Günümüzde bazen unutuluveren bir nokta da, özellikle karma hiperlipidemisi ve yüksek LDL-C ile trigliserid seviyeleri olan hastalarda, bu hedeflere mevcut terapilerle ulaşılmasının güçlüğüdür.”
Yan etkilerle mücadele etmenin yolları var
Eldeki bu kanıtlara rağmen pratikte bu seviyelere ulaşılamayacağını kaydeden Prof. Dr. Ballantyne, “Niasin’in bilindik yan etkisi olan kutanöz kızarmadan dolayı, hastaların 2g. niasin almasını sağlamanın mümkün olmadığını ileri sürenler var. Niasin kullanan hastaların çoğunda kızarma görülür. Bu yüzden de pek çok hasta tedaviye uymaz ve ilacı yarıda keser. Ancak, bu yan etkiyle başa çıkmanın yolları aranabilir. Artık ER niasini bir kızarma süreci inhibitörü olan laropiprant kombinasyonunda kullanarak hastanın 2g/gün niasin tedavisine uymasını kolaylaştırabiliyoruz. Ayrıca, ER niasin/laropiprant kombinasyonuyla DYL-C, YY olmayan L-C ve apoB değerlerinde daha fazla düşüş sağlandığına ilişkin ulaştığımız veriler de gayet nettir. O yüzden, dozaja uygun aralık olan 1.5 - 2g/gün seviyesine ulaştırdığınızda, niasinin aterojenik lipoproteinlerin düşürülmesi açısından etkili bir tedavi olanağı sunduğunu bir kez daha teyit etmeliyiz. Bu aslında uzunca bir zamandır bildiğimiz bir gerçekti” diye konuştu.






















