Radyoizotopla işler daha da kolaylaştı

ertugrulgazioglu.jpg

Sentinel lenf nodulü biyopsisinin en gelişmiş yönteminde hastaya radyoizotop madde veriliyor ve operasyon sırasında da gamma-probe yardımıyla örnek lenf bezleri çıkarılıyor.

Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar, meme kanserinde operasyon sırasında o memenin bulunduğu taraftaki aksiller lenf bezlerinin de temizlenmesi standart yöntem olarak biliniyordu. Oysa günümüzde “Sentinel Lenf Nodülü Biyopsisi (SLNB)” adı verilen bir yöntemle, boya veya radyoizotopla işaretlemek suretiyle aksiller lenf bezlerinden örnekleme yapılıyor ve sonuca göre müdahale ediliyor.

Sentinel lenf nodülü biyopsisi yapılmadan önce lenf bezlerinin işaretlenmesi gerektiğini belirten İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, son gelişmeler hakkında şu bilgileri verdi:

Artık radyoizotop kullanılıyor
Sentinel lenf nodülü olarak adlandırılan örnek nodülü bulmanın dünyada en sık kullanılan yöntemi mavi boya yöntemi. Özel bir mavi boya verilerek lenflere gitmesi sağlanıyor, cerrah ameliyatta bu boya yardımıyla kanserin ilk önce ulaşacağı lenf bezini buluyor. Patoloji uzmanı da ameliyat sırasında bu lenf bezini inceleyerek, kanserin buraya ulaşıp ulaşmadığını belirliyor.

Cerrah da bu sonuca göre lenf bezlerinin tamamının alıp almayacağına karar veriyor. Sentinel lenf nodülü biyopsisinin dünyadaki en gelişmiş yöntemi ise “radyoizotop” yöntemi. Bu yöntemde hastaya radyoaktif bir madde verilerek bunun aksiller bölgeye ulaşması sağlanıyor ve ameliyatta “gammaprobe” denilen tarayıcılarla örnek lenf bezleri çok daha yüksek hassasiyetle bulunup çıkarılabiliyor. Radyoizotopla sentinel lenf nodülü biyopsisi ülkemizde hatta Avrupa’da bile sayılı tıp merkezlerinde uygulanıyor.

Radyoizotoplar diğer meme ameliyatlarında da yardımcı
Radyoizotop yönteminin kullanımı sentinel lenf nodülü biyopsisiyle sınırlı değildir. Meme kanseri açısından şüpheli kitleler veya kanserli doku bazen elle hissedilemeyecek şekilde memenin derinliklerine yerleşebiliyor. Meme kanserinin ilk belirtileri genellikle elle hissedilemiyor. Bu kitleler, mamografi ya da ultrasonografide saptanıyorlar. Fakat ne hastanın kendisi ne de hekim kitleyi elle hissedemiyor. Bu noktada radyologlar devreye giriyorlar. Bu şüpheli lezyonların ameliyatla çıkarılması gerektiğinde radyoloji uzmanları bu alanları işaretliyorlar. Cerrahın bu lezyonlara hastanın memesine fazla hasar vermeden ulaşıp çıkarmaları ancak bu işaretlemenin kılavuzluğunda mümkün olabiliyor.

İşaretlemede dünyada en çok kullanılan yöntem ise “tel ile” işaretlemedir. Radyologlar ameliyattan birkaç saat önce ultrasonografi ya da mamografi eşliğinde şüpheli bölgeye kılavuz bir tel yerleştiriyor, hasta ameliyata alınıyor ve o kılavuz tel yardımıyla cerrah kitleyi kolaylıkla bulup çıkarıyor. Ancak bu konuda da “radyoizotop ile işaretleme” daha hassas ve başarılı bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu yöntemle, memenin derin dokularında yer alan ve elle hissedilemeyen kitlelere radyoaktif madde verildikten sonra ameliyatta gamma-probe yardımıyla şüpheli kitleyi veya alanı tespit edilebiliyor. Böylece yüksek hassasiyetle ve memenin başka bölümüne zarar vermeden kitleyi çıkarmak mümkün olabiliyor.”

Puanınız: None Ortalama (2 oy)