İmmünohistokimya Kursu’nda patolog-teknisyen buluşması
Patoloji Dernekleri Federasyonu tarafından organize edilen Uygulamalı İmmunhistokimya Kursu Ankara’da gerçekleştirildi. Kurs hakkında bilgisine başvurduğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Işınsu Kuzu, patolojik tanıya yardımcı immunhistokimyasal ve moleküler yöntemlerin tedavide çok önemli hale geldiğini ve ilaçları üreten firmaların patolojiye ilgisinin arttığını söyledi.
MT: Kurs kim tarafından ve ne amaçla organize edildi?
Uygulamalı İmmunhistokimya Kursu Patoloji Dernekleri Federasyonu tarafından organize edildi. Patoloji branşı laboratuvar ağırlığı olan bir branştır. Patologlar olarak teknisyenlerimizin uygulamalarına hakim olmamız gerektiği gibi, teknisyenlerin de yaptıkları uygulamaların sonuçlarından haberdar olmaları gerekir. Teknisyenlerle patologu bir araya getiren bu kursta, özellikle günümüzde patolojik tanıya çok yardımcı olan ve tedaviyi yönlendiren immunhistokimya yönteminin uygulanmasına ilişkin ayrıntıları değerlendirmeyi amaçladık.
MT: Kursu immünohistokimya kursu olarak mı açtınız yoksa Sosyal Güvenlik Kurumunun ödeme kapsamındaki ilaçların kullanılmasına yönelik bir pratik amacınız var mı?
Böyle tek ilaca veya birkaç ilaca yönelik özel amaç gözetmedik. Burada süre kısıtlılığı ve finans nedeniyle uygulayamadığımız, yukarıda sözü edilemeyen daha çok fazla ilaç hedefi protein var. Amaç tek bir hastalık değil, immunhistokimya yönteminin doğru kullanılması için gerekli eğitimin verilmesi.
MT: Katılımcı profiliniz nasıldı?
Katılımcı profilimiz eğitim veren devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve büyük devlet hastanelerinin patoloji servislerinde çalışan patologlar ve teknisyenlerden oluşuyor. Genelde büyük şehir ağırlıklı bir katılım oldu. Patolog ve teknisyenlerin eşit oranda katılımına özen gösterdik. Kendi bölümümüzden bir iki asistan dışında asistan katılımı olmadı. Düzenleyiciler olarak özellikle uzman katılımına ağırlık vermek istedik.
MT: Kursları tekrar açmayı düşünüyor musunuz?
Talep olursa aynı ortamı sağlamamız mümkün. Ülkemizde patoloji laboratuvar teknisyenleriyle ilgili sıkıntılarımız var. Bu arkadaşlarımız genellikle yüksek okul veya meslek okullarından laboratuvar teknisyeni olarak genel bir eğitim alarak mezun oluyorlar. Sonra hastanelerde hematoloji, patoloji ve biyokimya laboratuvarlarına dağılıyorlar. Bir teknisyenin patoloji laboratuvarında işleri yapabilir duruma gelmesi için en az 6 aylık bir uygulama eğitimi gerekiyor. Diğer yandan patoloji teknisyenlerinin çalışma şartları ağır olduğu için bu dal çok tercih edilmiyor. Ülkemizde Patoloji teknisyeni yetiştiren tek okul Marmara Üniversitesinde var. Ancak Sağlık Bakanlığı, “Patoloji teknisyenliği”ni ayrı bir dal olarak tanımlanmadığından, Marmara Üniversitesi’nden mezun teknisyenler meslekleri dışındaki laboratuvarlarda görevlendiriliyorlar. Sonuç olarak bu daldaki teknisyenlere yönelik mutlaka sürekli meslek içi eğitim kursları yapılması gerekiyor. Düzenlediğimiz bu kurs teknisyenler için uygulamalı ilk meslek içi eğitim kursu olma özelliğini de taşıyor.
MT: Kurs hangi amaçla düzenlendi?
Kursun ana amaçlarından bir tanesi teknisyenler ile patologlar arasındaki bağlantıyı kurmaktı. Çünkü bu iki meslek grubu birbirinden kopuk, sorunlarından habersiz çalışıyor. Bir yöntemi birlikte uyguladıklarında birbirlerinin sorunlarından haberdar olacaklar. Bir diğer amaç da teknisyenlerin birbirleri ile tanışması. Patologlar kendi kongrelerinde bunu başarabiliyor ama maalesef teknisyenler için bu olanak yok. İmmünohistokimya tekniği daha çok ana merkezlerde uygulanıyordu. Son yıllarda Türkiye’de patolojinin kalitesi yükseldi. Artık her hastane kendi yağıyla kavrulmak zorunda. Bu teknikleri kendi hastanelerinde uygulamak istiyorlar. Eskiden hemen sadece üniversite hastanelerinde yapılırdı. Ayrıca maliyetler de düştü ve uygulama basitleşti. Bu sebeple herkesçe uygulanabilir hal geldi.
İşin standartı yükseldi!
MT: Patolojiye ilgi artışına neden olan uygulamalardan örnek verir misiniz?
Örnegin gastrointestinal stromal tümörler kısaltılmış haliyle GIST olarak adlandırılan sindirim kanalı tümörlerinin gelişiminde c- Kit proteninin yapımı artıyor Bu protein tümör hücrelerin çoğalması ve tümör boyutu artmasına veya hastalık nüksüne neden oluyor. Bu protein tirozin kinaz aktivitesi gösterdiğinden Tirozin kinazı inhibe eden ilaçlar (bir tanesi imatinib), bu reseptörü hedef alarak işlevini engelliyorlar ve tümörün etkili tedavisinde işe yarıyorlar. Eğer tümörde patolojik olarak c-kit proteini artışını immunhistokimya yöntemi ile gösterebilirsek bu ilaçlar kullanılabiliyor.
Bir başka örnek meme kanserlerinde kanser hücrelerinin üremesini engellemek için östrojen reseptörlerini bloke eden ilaçlar kullanılıyor. Eğer reseptör tümör hücrelerinde pozitif ise, bu ilaçlar reçete ediliyor ve tedaviye yardımcı olarak uzun dönem kullanılıyor. Reseptörün gösterilemediği hastalarda östrojen antagonistleri kullanılmıyor.
Şimdiye kadar söz ettiğimiz ilaçlar sosyal güvenlik kurumunun ödeme kapsamında olan pahalı ilaçlar. Bunların ödenebilmesi için hücreler üstünde proteinlerin gösterilmesi gerekir. Bunun kanıtlanması ise, immünohistokimya yöntemiyle en iyi ve en ucuz şekilde yapılıyor. Bu sebeple immunhistokimya uygulamalarını yüksek standartlarda çok başarılı yapmamız ve yorumlamamız gerekiyor.






















