Hiponatremiyi hızlı düzeltmek nelere yol açıyor?

myelinosis.jpg

Laboratuvar sonuçlarında sodyum düzeyinin düşük olduğunu görüyorsunuz. Bunun nedeni ne olabilir? Ne yapmalısınız? Mutlaka bir şey yapmanız gerekir mi?

Prof. Dr. Bruno Allolio, hekimlerin bu konuda çoğunlukla yanlış tepki vermelerini eleştiriyor. En kötüsü de, bunun hastada kalıcı zararlara neden olması.

44. Güney Almanya Güncel Tıp Kongresi’nde konuşan Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Diyabetoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Bruno Allolio, hiponatreminin çok sık görüldüğünü belirtiyor. Hafif hiponatremiye (< 136 mmol/l) ana hastalıkta %28 oranında, ileri düzey hiponatremiye de (< 126 mmol/l) % 2 oranında rastlanıyor. 101 mmol/l sodyum değeri gibi istisna sayılabilecek bir durum ise, çok fazla Minirin® kullanan, idyopatik diabetes insipidus hastası 70 yaşındaki bir kadında görüldü.

Sodyumun hafif “raydan çıkması” durumunda hekimler, bir sonraki laboratuvar kontrolüne kadar ortadan iz bırakmadan tamamen kalkacağını umuyorlar. Prof. Dr. Allolio, değerler çok fazla düşmüşse öncelikli olarak bunun hiperhidrasyon sorunu olduğunu, ama hekimlerin hastayı sodyum kapsüllerine boğduklarını söyleyerek bu durumu eleştiriyor. Prof. Dr. Allolio, konuşmasında, tanı koyarken mutlaka göz önünde bulundurulması gereken 5 parametre sayıyor: “Serum osmolalitesi, Üre osmolalitesi, Üre-sodyum ilişkisi ve Ekstrasellüler volüm”.

Çoğunlukla, üre düzeyi arttığında hiponatremi görülür. Yüksek üre osmolalitesi, yüksek idrar dansitesi sonucunda ortaya çıkar. Çünkü vücut, adeta yanılgıyla vasopressin sekresyonunu azaltmadığından, üre konsantrasyonu artar. Eğer vücut ADH sekresyonunu, primer polidipside gözlenen hiponatremide olduğu gibi uygun biçimde azaltırsa bu kez de tersi görülür.

Sonuçta osmolalite ayırımında, ekstrasellüler volüm statüsü ve üre-sodyum yoğunlaşması yardımıyla sorunun kaynağı oldukça iyi sınırlandırılabilir. Prof. Dr. Allolio, çok sık karşılaşılan normovolemik hiponatreminin belli nedenleriyle ilgili olduğunu, bunların da özellikle göz önünde bulundurulması gerektiğini açıklıyor:

Glukokortikoid eksikliği (gözden kaçması kolaydır)
Ağır hipotiroidi SIAD yani uygunsuz antidiürez sendromu (tümörler, akciğer ve merkezi sinir sistemi hastalıkları ve carbamazepin, vincristin gibi ilaçların etkisiyle ortaya çıkar).

Nedeni bir kenara bırakırsak, hasta için hiponatreminin nasıl sonuçlanacağı, hekimlerin laboratuvar sonuçlarına gösterecekleri tepkiye çok bağlıdır. Burada semptomatik ve asemptomatik kriterlerin yanı sıra hiponatreminin akut mu, kronik mi, idyopatik mi olduğu sorusu çok önemli bir rol oynar.

Akut hiponatremide çabuk davranmak gerekir
Çünkü akut gelişen hiponatremide ana tehlike, elektrolit bozukluğunun kendisinden kaynaklanır. Çok hızlı ve enerjik müdahale edilmeli ve sorun çabuk ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için hastane ortamında ve yakın gözetim altında % 3’lük NaCl infüzyon gereklidir.

Kronik hiponatremide de çok dikkatli bir tedavi uygulamak gerekir
Burada asıl tehlike serum sodyum düzeyini ani düzeltmeden kaynaklanır. Eğer santral pontin miyelinolizisi gelişirse, hasta bundan bazen bir daha hiç kurtulamaz. Bu nedenle tedavi çok sakin gerçekleştirilmelidir. Bu hastalarda elektrolit dengesinin yeniden kurulması bazen günlerce sürebilir. Ağır kronik bir hiponatremi de aynı şekilde gözlem altında ve klinikte tedavi edilmelidir. Prof. Dr. Allolio, uygunsuz antidiürez sendromuna karşı mücadelede altın standartın günde maksimum 1 litre sıvı restriksiyonu olduğunu söylüyor ve gerekirse ek olarak sodyum kapsüllerinin de (2-3 mg) verilebileceğini belirtiyor. Kronik hiponatremi tedavisinde ADH inhibisyonu yoluyla etki gösteren ilaç opsiyonları sınırlıdır (demeclocyclin gibi).

Vasopressin reseptör antagonistleri bir yenilik olarak karşımıza çıkar. Bunlar vaptan ya da aquaretik ilaçlar olarak da adlandırılıyorlar. Bu grup ilaçlar, üre volümünü ve serum osmolalitesini yükseltir ve vücuttaki suyu azaltırlar. Endokrinologlar için vaptanlar, kalp yetmezliğine bağlı uygunsuz antidiürez sendromunda ilerideki dönemde iyi bir opsiyon oluşturuyorlar.

Hastada bol miktarda sıvı vardır, ancak arteryel sistemdeki volüm yeterli değildir ve hiponatremi gözlenir. Hastada tiazidlerle diürez denenirse, sodyum düzeyinin aşağı doğru kayması çoğunlukla ciddi biçimde hızlanır. Burada diüretik ilaçlar tedavi için iyi bir çıkış yoludur.

Kaynak: Medical Tribune – Almanya

Puanınız: None Ortalama (1 oy)