Halk sağlığı uzmanı gözüyle norovirüs salgını

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Topuzoğlu, Aksaray’da 14 Mayıs’ta Aksaray’da ortaya çıkan norovirüs salgınına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

MT: Halk Sağlığı Uzmanı olarak, Aksaray’daki salgını belediye başkanının inkar etmesini değerlendiriyorsunuz?
Norovirüsün dolaşmaması için bakanlık doğru bir şekilde izliyor, ama toplumla daha fazla paylaşmalı. Salgınla mücadele gizli bir iş değil ki, mikroorganizmalar bizim sağlık örgütünden daha iyi organize olmamalı.
Konya Aksaray’da salgın hakkında 7’nci günde açıklama yapılamaya başlandı, risk iletişiminde zaaflar görüldü. Oysa topluma verilecek mesajlar oldukça basit: Suyunuz güvenilir değil, alın kaynatın! Herkes yapabilir, burası Alt Sahra ya da Afrika, Bengladeş gibi bir ülke değil ki.
Bir de, “bakın içtim, bir şey olmadı” tavrı, Türkiye’de adeta içselleştirilmiş bir yaklaşım haline geldi artık... “HIV bana bir şey yapmaz”, “radyasyon bize bir şey yapmaz” gibi örnekleri de ekleyebiliriz. Bir belediye başkanı, işte bu kültürden yararlanabiliyor. 2005 yılında Malatya’da yaşanan salgında, belediye başkanının eşi tifo olmuştu! Ama Belediye Başkanı, “suyumuz temiz” demişti.

MT: Suyun temiz olma olasılığı var mı?
Salgın esnasında, hele bir de siz klorlama yaparken hiçbir organizma bulamayabilirsiniz. Ama öte yandan insanlar gastroenterit olmaya devam ediyorlarsa, bir karışma olmuş demektir. Artık bunu tartışmamak gerekir! Maalesef bu tartışmalarla salgının maliyeti artıyor.

MT: Böyle bir salgın krizi, nasıl yönetilmeli?
Avrupa’da tüm ülkeler haftalık bulaşıcı hastalık bildirimi yapabilirken -Euro Surveyance’da bunları görebiliyoruz-, Türkiye yapamıyor, ancak aylık bildirim yapılabiliyor. Aylık bildirimin zararı şu: Akut bir salgın hastalık çıktığında sizin 3 gün, bir hafta ya da 10-15 günde olup biten salgına reaksiyon vermeniz gecikebilir. Oysa aynı günde reaksiyon verilebilse, belki büyük bir salgını 300-400 kişide sınırlayabilecekken, çok daha fazla yayılmasına, binlerce kişiye ulaşmasına neden oluyoruz.

MT: Başlıca önlemler neler olmalı?
Şehirlerde yapılan altyapı çalışmaları yapılırken, müteahhit firmalarla belediye, mutlaka bir protokol yapmalı. Muhakkak şebeke sistemi, o bölgedeki inşaat bitinceye kadar borular by-pass edilmeli. İnşaat başlamadan önce, oradaki su borularının yolu başka yerlerden geçirilmeli, ama tabii ek maliyet demek! Toplumu bu salgınlara maruz bırakmamak için bu tür önlemler geliştirilmeli.

MT: Alt yapı çalışmaları, salgın öncesi tipik bir tablo mu?
Su kesintisi yapılınca, su, şehre 8 atmosfer basınçla veriliyor. Kanalizasyon ise, kendi akışında gidiyor. Suyu kestiğinizde kapalı sistemde negatif basınç oluşuyor. Hele bir de kanalizasyon boruları yakınsa –mesela çapraz geçiyorsa-, risk artıyor. Benzer tehlike, dere yatakları altından geçen borular için de söz konusu. Dünya Sağlık Örgütü, dere yatakları altından geçiyorsa, bu bölgeleri salgın için riskli geçiş yerleri olarak açıklıyor. Örneğin Romanya’da yaşanan salgında görüldüğü gibi, altta 8 atmosfer basıncı kestiğinizde, o sırada dereden geçen suda atık olabilir ve suya karışır.

Ölüm yok diye sevinilmemeli
MT: Salgından sonra ölüm vakası olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz??
Salgın sonuçları, ağır hastalık olmadığında, hafif geçtiğinde seviniliyor. Oysa sevinilmemeli! Böyle bir salgın, İstanbul’da olsa, hasta sayısı milyona varabilirdi. Nitekim, İngiltere’de Ocak 2008’deki norovirüs salgınında, etkilenen insan sayısı milyona ulaşmış, 56 hastane kapatılmıştı. Norovirüs, yakın insanların temas ettiği ortamlarda, -mesela kışlalarda, gezi gemilerinde- hızla yayılıyor.

Norovirüsün özelliği

İnsanlar iyileştikten sonraki 3 gün de virüsü yayıyorlar. 15 güne kada bile çıkabilir. Temel önlem olarak kişi, iyileştikten sonra 3 gün izole yaşamalı, bir tür karantinada tutulmalı. İngiltere’de bizden daha çok sorun olmuş, patronlar salıgna yakalanmış çalışanın hemen işe başlamasını istemiş. Bizde bakanlık çok doğru bir şey yapıyor ve bu konularda uyarısını yapıyor. Toplum buna yeterinde dikkat etmezse, virüs orta Aandolu’dan başlayarak dolaşabilir. Mesela, gıda üreticileri bu hastalığı geçirmişlerse, gidip gıda üretimine dönmeyecek.

Henüz puanlanmadı.