Erektil disfonksiyon ciddi bir uyarıcı olabilir

doktorvehasta.jpg

Günümüzde erektil disfonksiyonun kardiyovasküler hastalıklar için güvenilir bir haberci olduğu artık daha net olarak biliniyor. Dünya Erkek Sağlığı Kongresi’nde, her hekim muayenehanesinde, anamnezde cinsel hayatın da sorgulanması gerektiği üzerinde net bir konsensüs sağlandı.

Erektil disfonksiyondan koroner stenoz çıktı!
Bir örnek vermek gerekirse: Jorge 38 yaşındadır. Hiç sigara içmemiştir. Bilinen herhangi bir hastalığı yoktur ve görünümü de sağlıklıdır. Ancak ereksiyon konusunda sorunlar yaşamaktadır. Londra’dan Prof. Dr. Graham Jackson; genç yaşına, negatif aile anamnezine ve özgeçmişinde hastalık olmamasına karşın iyi gözlemlendiğinde Jorge’un kardiyovasküler risk taşıyan bir kişi olduğunu vurguluyor. Zira yapılan değerlendirmede hastanın kilosunun olması gerekenden fazla, LDL kolestrolünün yüksek, HDL kolestrolünün düşük, oral glikoz tolerans testinin patolojik ve ürik asit düzeyinin çok yüksek olduğu saptanıyor.

Gerçekten de ileri incelemede yapılan koroner anjiografide sağ koroner arterin distal bölümünde %90’lık bir stenoz görüldü. Burası bir stentle desteklendi. Daha sonra hasta, yaşam biçimini değiştirmesinin gerekliliği konusunda ikna edildi. Hasta kilo verdi, kan lipid profili ve diğer olumsuz bulgular düzeldi. Hastanın erektil disfonksiyonu (ED) ise günde 5 mg tadalafil ile tedavi edildi. Sorunun tekrarlayıp tekrarlamayacağını ise zaman gösterecek.

Ateroskleroz önce penis arterinde bulgu veriyor
Genel popülasyonda erektil disfonksiyon (ED) sıklığı %20-30 arasındadır. Kardiyovasküler risk taşıyan hastalardaysa bu oran %50-70’e kadar çıkar. İngiltere’den Dr. Geoff Hackett, sıklıktaki bu yükselmenin nedeninin ED ve koroner kalp hastalığının aynı risk faktörleriyle örtüşmesi olduğunu ifade etti. ED’nin ağırlık derecesi, hastanın kardiyovasküler riskiyle korelasyon göstermektedir. Dr. Hackett, erektil disfonksiyonun ilk koroner olaydan 3-5 yıl önce görüldüğünü söylüyor ve uyarıyor. Dr. Hackett’e göre; buradaki zaman farklılığının patofizyolojik mekanizmasında damarların farklı çaplara sahip olması yatıyor. Zira; penis arterlerinin çapı koroner arterlerin çapından daha küçük olduğu için ateroskleroz çoğu zaman ilk önce ereksiyon bozuklukları olarak kendisini gösteriyor.

Erektil disfonksiyon koroner olaylarla korelasyon gösteriyor
Dr. Hackett; rutin anamnezde ereksiyon sorunlarıyla ilgili soruların bu patofizyolojil sürece uygun olarak entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor. Kardiyovasküler prognozda dikkate alınması gereken ve neredeyse birbiri içine girmiş iki klinik tablo bulunmasına karşın; ereksiyon bozukluklarının sadece bir kısmı hekimler tarafından aydınlatılıyor ve tedavi ediliyor.

Dr. Hackett, bu olumsuzlukta hastaların da payı olduğuna işaret ediyor. Gerçekten de; erektil disfonksiyon; hastalar için utanılan ve tabu olan bir konu olmayı sürdürüyor ve çok sıkıntı vermesine karşın, kolay kolay açıkça dile getirilmiyor. Dr. Hackett’e göre; eğer hekim bu sorunu kararlı bir şekilde sorgulamazsa, beden ve ruh sağlığının düzelmesi için önemli bir fırsat kaçırılmış olur. Üstelik yakın gelecekte muhtemelen gerçekleşecek olan koroner olay önceden saptanıp buna karşın önlemler alınamıyor.

Ereksiyon disfonksiyonun kardiyovasküler olaylar için bir öngörü oluşturduğunu birçok araştırmanın kanıtladığına işaret eden Dr. Hackett; bu bağlamda Dr. Thompson ve arkadaşlarının yaptığı ve 2005 yılında JAMA’da yayımlanan araştırmalarına dikkat çekiyor. Bu araştırma; erektil disfonksiyon varlığının ciddi kardiyovasküler bir olay için riski 5 yıl içinde %25 yükselttiğini gösteriyor. Dr. Schouten ve arkadaşları tarafından yürütülen Krimpen araştırması da erektil disfonksiyonun diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak, kardiyovasküler hastalıklara bağlı mortaliteye önemli etkisi olduğunu ortaya çıkardı. Tip 2 diyabetli hastalarla yapılan ve 2008’de JACC dergisinde yayımlanan başka bir araştırmada, Dr. Ma ve arkadaşları; erektil disfonksiyonun koroner olaylar için HbA1c, dislipidemi ya da mikroalbüminüriden daha iyi bir öngören olduğunu gösterdiler. Gene; Dr. Montorsi ve arkadaşları da 2003’de Eur Urol dergisinde yayımlanan, 300 akut göğüs ağrısı olan koroner kalp hastasıyla yapılan araştırmalarında bu hastalarda erektil disfonksiyon oranını %67 olarak saptamışlardır.

Benzer bir sonuca 207 genel hastanın katıldığı bir araştırmada ulaştı. Dr. Hodges ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen ve Int J Clin Pract dergisinde 2007 yılında yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre; erektil disfonksiyon oranı, koroner kalp hastalarında %66 iken koroner kalp hastalığı olmayanlarda bu oran % 37 idi.

Erken müdahale fırsatı kaçıyor
Prof. Dr. Jackson; sonuç olarak erektil disfonksiyonlu erkeklerin en az yarısında kardiyovasküler risklere karşı erken müdahale fırsatının kaçırıldığını vurguluyor. Prof. Dr. Jackson tam da burada önemli tıbbi eksiklik olduğunu belirterek şu noktaya dikkat çekiyor: “Erektil disfonksiyon konusunda erken uyarı sağlayan olanaklardan, hekimler şimdilik çok az yararlanıyorlar. Bu konu çok net olarak anlaşılmalı. Çünkü, erektil disfonksiyonun varlığı bizi kardiyak sorunların ortaya çıkacağı konusunda yeterli şekilde uyarmazsa; hastayı bir daha muhtemelen bir infarktüs geçirdikten sonra görebileceğiz. İşte bu nedenle kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda ortaya çıkan her erektil disfonksiyonun kapsamlı olarak incelenmesi gerekiyor. Üstelik görünürde sağlıklı olan kişilerde de erektil disfonksiyon kardiyovasküler sorunların ortaya çıkarılmasını sağlayabiliyor”.

Kaynak: Medical Tribune – Avusturya

Puanınız: None Ortalama (2 oy)