4.Uluslararası Bit Kongresi ( International Conference on Phthiraptera-ICP)
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialise correctly.
“Pediculosis Capitis” olarak adlandırılan baş biti istilası insan da görülen en sık parazit. Dünyada ise bu parazitin yarattığı salgına karşı mücadele artmakta
4 yılda bir sadece “saç bitine” özel düzenlenen kongre, 33 farklı ülkeden ağırlıklı parazitalog olan bilim insanlarının katılımıyla Kapadokya’da gerçekleşti.
Bilimsel Komite Başkanlığını Hebrew Univ. Tıp Fak, Paratitoloji AD’den Prof. Dr. Kosta Y Mumcuoğlu ve Kongre Başkanlığını ise Türkiye Parazitoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. M. Ali Özcel üstlendi.
Kongre boyunca saç bitinin teşhisine, farklı metotlarla bitin önlenmesine yönelik çalışmalar ve yayılımına ait bilgiler paylaşıldı.
Kimyasallara olan direnç bit tedavisinde de önemli rol oynuyor.
Günümüzde bit tedavisi 3 farklı yolla yapılabiliyor. Nörotoksik ilaçlar, doğal ilaçlar ve fiziksel metod (ısı metodu)
Uzmanlar tüm bu yollara başvurmadan önce en etkin yöntemin taramak olduğunu söylemeyi de ihmal etmiyorlar. Öyle ki uygun şekilde taramayla saçtan uzaklaştırılan parazit sayısı herhangi bir ilaç uygulamasından 5 kat daha fazla etkili olabiliyor.
Ancak salgının hızlı şekilde engellenmesi için ilaç kullanımı vazgeçilmez ve kesin yöntem.
Bitlenmenin klinik etkileri hafif olmasına rağmen, bulaşıcı hastalıklardaki rolü için uyarılar da var. Ayrıca sosyal ve psikolojik etkileri, okul ve/veya iş günü kaybı da olumsuz etkileri olarak sayılabilir.
Yapılan klinik çalışmalarla ve birçok farklı ülkeden gelen raporlara dayanılarak, parazitlerin kullanılan nörotoksik ilaçlara karşı direnç geliştirmekte olduğu gözleniyor. Bu nedenle uzmanlar tarafından yeni sentetik ilaçların kullanılması gerektiği öneriliyor. .
“Bitlenme” kronik bir vaka değil ama gerçekleri var
Bit hiçbir zaman bitmeyecek
Genelde “bitlenme”2 ay sonra anlaşılıyor
Bit günde 5 kere kan emiyor
35-36 C°de ve nemli ortamda yaşıyor.(kulak arkası ne ense)
Uygun ortamından ayrı 24 saat yaşayabiliyor
Dişi bir bit 50-100 yumurta bırakıyor
1 ay içinde erişkin oluyor
Bitlerin ömürleri 2 ay
Klinik olarak saçın “bitlenmesi” için 7-8 bit taşıması yeterli
İnce tarakla bitten kurtulma hala en etkin metot (5 kat daha fazla)
Bitten kurtulmaya karşı 3 yöntem var: nörotoksik yöntem, doğal yöntem, fiziksel metot (ısı)
Bit ilaçları proflaktik amaçlı kullanılmamalı
Geri ödemede olan bit ilaçları var
Dimeticonun fiziksel etkisi
Permetrin, pyrethroid, organoclorin, organofosfat , carbamet gibi topical kimyasal insektisidler bit tedavisinde yaygın kullanılan ajanlar. Ancak, bu yaygın kullanımın sonucu nörotoksik etkili bu ilaçlara karşı direnç geliştiği gözlenmiş.
Buna karşı , özellikle son dönemde geliştirilen ve fiziksel etki gösteren dimeticon/slikon bazlı ürünler toksik olmadığı için tercih ediliyor. Çocuk ve gebelerde güvenle kullanılabiliyor.
Non toksik olan bu ürünler, etkisini fiziksel yolla gösterdiği için direnç gelişme ihtimali yok.
Örneğin %92 dimeticon içeren yeni nesil ürünler (NYDA®) yüksek yayılım ve emilim gösteriyor. Slikon bazlı dimetikon sayesinde bit ve yumurtasının solunum sistemine girip gelişim basamaklarını engelliyor ve hava aldığı yolları tıkıyor.
Laboratuar testlerinde dimeticonla tedavinin 1 dakika içerisinde parazitleri geri dönülmez bir şekilde hareketsiz hale getirdiği gözleniyor.
Randomize kontrollü klinik bir çalışmada* dimeticone içeren ürün çocuklarda dahi çok yüksek bir tedavi oranı gözlenirken, biyolojik değerlendirmede dimeticone’un permetrine dirençlilerde %100 etkiyle bit ve yumurtayı öldürdüğü kanıtlanmış.
NYDA®’ nın içerisinde farklı viskozitede iki cins dimeticone bulunuyor. Dimeticon non toksik ve uzun süreli yaygın kullanımda iyi tolere ediliyor.
Etkisini fiziksel yolla gösteriyor. Şöyle ki baş bitinin vücudunda, nefes almasını sağlayan14 adet solunum borusu var.
Dimeticon uygulamadan sonra, 1 dakika içinde hızla son solunum borusuna kadar giriyor ve tıkayarak nefes almasını engelliyor. Ve bu etkiyi 1 dakika içinde gösteriyor
*Journal of European Academy of Dermatology and VEnerologyVol. 21 2007






















