“Hipertansiyon konusunda bir plato dönemine girdik”
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD’dan Prof. Dr. Celalettin Usalan, kongrenin “Hipertansiyon Aşısı ve Gen Tedavisi: Gerçek mi hayal mi?” başlıklı bir sunum yaptı. Prof. Dr. Usalan, mevcut durumu şöyle değerlendirdi: “Son dönemlerde yayınlanan tanı ve tedavi kılavuzları arasında, 2003 yılında yayınlanan Birleşik Ulusal Komite Avrupa Hipertansiyon Kılavuzu var. Daha sonra 2007 yılında Avrupa Hipertansiyon Kılavuzu yeniden yayınlandı, ama ikisi arasında çok belirgin bir değişiklik yok. Bunun anlamı şu: Hipertansiyon sıklığı artmasına rağmen, KV hastalıklar artmasına rağmen, hipertansiyon konusunda bir plato dönemine girdik. Neydi bizim ana amacımız? Kan basıncını düşürmek, ama esas hedef KV hastalığı önlemek. Bütün çalışmalar göstermiş ki, %20-30, hatta kalp yetmezliğinde %40’lara kadar varan önleme var, ama yeterli değil.”
Hipertansiyon çok sık bir hastalık, sıklığı da bütün dünyada ve Türkiye’de artıyor. Ülkemizde şu an milyon hipertansiyon hastası var, yani her 3 erişkinden biri hipertansif. Hipertansiyon arttıkça kardiyovasküler hastalık nedeniyle ölümler artıyor. Bunlar kalp krizi, koroner arter hastalığı, kronik böbrek hastalığı da hipertansiyonun olumsuz sonuçları. Hepsinin ortak noktası mortalite. Hem sık görülüyor, hem de KV hastgalık riskini artırıyor, ama o derece de kontrol oranı düşük. Dünyadaki veriler, bunun %34 dolaylarında olduğunu gösteriyor, ülkemizde ise tüm hipertansiflerde %8, anti-hipertansif kullananlarda %20 oranında kontrol olduğunu gösteriyor.
Son dönemlerde yayınlanan tanı ve tedavi kılavuzları arasında, 2003 yılında yayınlanan Birleşik Ulusal Komite Avrupa Hipertansiyon Kılavuzu var, daha sonra 2007 yılında Avrupa Hipertansiyon Kılavuzu yeniden yayınlandı, ama ikisi arasında çok belirgin bir değişiklik yok. Bunun anlamı şu: Hipertansiyon sıklığı artmasına rağmen, KV hastalıklar artmasına rağmen, hipertansiyon konusunda bir plato dönemine girdik. Neydi bizim ana amacımız? Kan basıncını düşürmek, ama esas hedef KV hastalığı önlemek. Bütün çalışmalar göstermiş ki, %20-30, hatta kalp yetmezliğinde %40’lara kadar varan önleme var, ama yeterli değil. Nüfus artışıyla birlikte KV hastalıklar artıyor. Bu sorunlar ilaçla ilgili olabilir ya da HT’nin heterojen olmasıyla ilgili sorun var. Bu noktada biz daha çok çevresel faktörlere müdahale edebiliyoruz. Ya da, hipertansiyonun daha ileri evresinde damar düzeyinde meydana gelen değişikliklere müdahale ediyoruz. En sık kullandığımız tansiyon ilacı olarak, renin anjiyotensif sistemi inhibisyonu yapıyoruz. Hem hipertansiyon olgusunda, hem de hedef organ hasarında, müdahale ederek önlüyoruz ama yeterli değil! Etkin bir kan basıncı düşüşü sağlayamıyoruz, bunun başlıca nedeni de tedavi uyumsuzluğu.



