Tıp Haberleri

Tıp Haberleri

Akciğerdeki nadir hastalıklar

Akciğer sertleşmesine veya akciğer damar yapısında basınç artışına yol açan hastalıklar, Türk Toraks Derneği’nin düzenlediği sempozyumda ele alındı. Akciğer sağlığı alanında gerçekleştirdiği araştırma ve eğitim programlarıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Toraks Derneği, tanısı ve tedavisi çok zor olan, hakkında bilinenlerin az olduğu, nadir görülen hastalıkları konu alan bir sempozyum düzenledi. 12-14 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “Pulmoner Vasküler ve İnterstisyel Akciğer Hastalıklarında Güncel Gelişmeler Sempozyumu”na konusunda uzmanlaşmış göğüs hastalıkları uzmanı 420 bilim insanı katıldı. SON YILLARDA TANI KONULMA ORANI ARTTI Türk Toraks Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. N. Gülfer Okumuş, nadir görülen bu hastalıkların tanı ve tedavisindeki son gelişmelerin konuşulduğu sempozyum hakkında şu bilgileri paylaştı; “Sempozyumda hastalıkların tanısının konunun uzmanı hekimler tarafından ipuçları iyi değerlendirildiğinde konulabildiğinin altı çizildi. Yoğun ilgi gören etkinlikte son senelerde bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi uzmanların artmasının, tanı koyma oranını da artırdığı ve böylece solunum yetmezliğine kadar ilerleyen şikayetleri olan hastalara tıbbi açıdan yardımcı olabilme şansının doğduğundan bahsedildi. Ayrıca tedavisi olmayan hastalıklar arasında yer aldığı düşünülen bu hastalıkların bir bölümünde son 5 yılda tedavi ile ilgili olumlu gelişmelerin meydana geldiği ve erken tanı konulup, uygun tedaviye başlanması ile olumlu sonuçların ortaya çıktığı konuşuldu. Öksüz Hastalıklar hakkında ortak bir dil geliştirmeye yardımcı olan etkinlik, klinik pratikte kullanılacak ipuçları üzerine de beyin fırtınası yapılmasına olanak sağladı.” diye belirtti.

Parmak emme alışkanlığı diş ve çene bozukluklarına neden oluyor!

Parmak emme alışkanlığının, ilk yıllarda bebekte görülen emme refleksinin bir sonucu olduğu düşünülerek doğal kabul edilebilir. Fakat 5 yaşından sonra parmak emme alışkanlığı sonlandırılmazsa, dişsel ve iskeletsel sorunlar ortaya çıkar. Parmak emme süresinin uzunluğu ve şekli de bu sorunun şiddetini artırır. Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Merve Nur Eğlenen, ‘’Parmak emme alışkanlığı uzun süre devam ettiğinde açık kapanış dediğimiz, üst ön dişlerin alt ön dişleri yeterince örtmediği durum ortaya çıkmaktadır. Üst ön dişler daha önde, alt çene ise normalden daha geride konumlanır. Üst çenede daralma ve buna bağlı olarak dişlerde çapraşıklıklar meydana gelir. Ayrıca, parmakta da şekil bozuklukları görülür’’ dedi.

Üst dişlerdeki enfeksiyonlar sinüzite neden olabilir

Sinüsler burun çevresindeki kemiklerde bulunan içi hava dolu boşluklardır. Sinüzit bu boşlukların iç yüzeyini döşeyen mukozanın iltihabını belirten genel bir tanımdır. Sinüzit belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte; genellikle burun tıkanıklığı, geniz ve burun akıntısı, ses değişikliği, koku alma bozukluğu şikayetleri ön plandadır. Zaman zaman hafif ateş de bu tabloya eşlik edebilir. Özellikle maksiller sinüsler konumları nedeniyle üst çene diş kökleri ile çok yakın ilişkidedir. Bu nedenle diş ağrısı ve sinüzit ağrısı sıklıkla karıştırılabilmektedir.

Sinüzit diş ağrısına neden olabileceği gibi dişteki enfeksiyon kaynaklı sinüzit de gelişmiş olabilir. Üst azı dişlerinde enfeksiyon durumunda, gömülü 20 yaş dişi olması halinde maksiller sinüs enfeksiyonu oluşabileceği pek çok araştırmanın sonucunda ortaya konmuştur.
Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Merve Şakır, maksiller sinüs enfeksiyonlarında Kulak Burun Boğaz uzmanlarının yanı sıra diş hekimleri tarafından üst dişlerdeki enfeksiyon varlığının değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Özellikle tek taraflı burun akıntısıyla birlikte ağız kokusu, dişlere dokunulduğunda şiddetli ağrı gibi belirtilerden yakınıyorsanız, dental kaynaklı sinüzit ihtimali göz ardı edilmemeli ve dişteki enfeksiyona yönelik tedavi için diş hekimine başvurulması gerekmektedir.

Yanlış kaynamış kemiklerin çözümü 3 boyutlu teknolojide

Yanlış kaynama ya da başka nedenlerle gelişen kemik şekil bozukluklarının düzeltilmesi için yapılan ameliyatlara deformite yani düzeltme ameliyatı deniyor. 3D analiz-planlama ve kişiye özel cerrahi kılavuzların yanı sıra sağlam uzuv örnekleri referans alınarak yüksek hassasiyetle düzeltilebilen kemikler için ameliyat öncesi kemik tespitine yönenilik simülasyonlar sayesinde ideal vida, plak ve implant seçimi yapılması kolaylaşıyor. Ameliyatlarında kullandığı tüm kişiye özel cerrahi kılavuzlarını kendi tasarlayan Yrd. Doç. Dr. Can Gemalmaz, ortopedi ve travmatoloji alanının 3 boyutlu teknoloji devriminden fayda sağlayan tıp dalları arasında en başı çektiğini söyledi.

Verem hala 10 öldürücü hastalıktan biri

Türk Toraks Derneği Tüberküloz Çalışma Grubu adına açıklama yapan, Çalışma Grubu Başkanı Dr. Onur Fevzi Erer, "ince hastalık" olarak bilinen veremin (tüberküloz) dünyada en çok ölüme yol açan 10 hastalıktan biri olduğunu, ancak tedaviye başlanan hastalarda bulaşıcılığın hızla azaldığını belirtti. Dr. Erer, 71. Verem Eğitim ve Propaganda Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk arasında ince hastalık olarak adlandırılan veremin, insandan insana hava yoluyla bulaşan, öncelikle akciğerlerde olmak üzere tüm organlarda görülebilen bulaşıcı bir hastalık olduğunu ifade etti. Erken tanı için 2-3 haftadan uzun süren öksürük, kanlı balgam, halsizlik, gece terlemesi, kilo kaybı ve verem hastasıyla uzun süre temas öyküsünün önemli bulgular olduğunu vurgulayan Dr. Erer, bu durumda vakit kaybedilmeden verem savaşı dispanseri veya göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulundu. Dr. Erer, yeni tanı konmuş verem hastasının ilaçlarını 6 ay boyunca düzenli kullanması gerektiğine dikkat çekerek, tedaviye başlanan hastalarda bulaşıcılığın hızla azaldığını, verem hastalarının tedavilerinin başarıyla tamamlanmasının, bulaşmayı önleyeceğinden veremden korunmada en etkin yöntem olduğunun altını çizdi.

Influenza paçavra gribi

Toplum sağlığını önemli ölçüde etkileyen İnfluenza gribi nedeniyle çok sayıda kişi yatağa düştü. İbni Sina Hastanesi Çocuk Sağılığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Musa Bostancıoğlu, bağışıklık sistemlerinin düşük olması nedeniyle gribin en çok çocukları etkilediğini ve risk grubunda olanların sonbaharda mutlaka aşı olunmaları gerektiğini belirtti. Basit soğuk algınlığına sebep olan virüsler, sadece burun akıntısına yol açarken, bazı virüslerin ise grip hastalığına yol açtığını belirten, İbni Sina Hastanesi Çocuk doktoru Uzm.Dr. Musa Bostancıoğlu “İnfluenza ‘pençesine almak’ anlamına gelen Fransızca kökenli bir kelimedir. Grip etkeni olan virüs,hastalandırdığı kişiyi pençesine alarak paçavraya çevirir. Bu yüzden de halk arasında ‘paçavra gribiyim’ denir. Grip etkeni olan en önemli virüs İnfluenza virüsüdür” dedi.

Yaralar 3 aydan uzun sürede iyileşmiyorsa

ir yara 3 ay gibi bir süre içerisinde iyileşmiyorsa Tıp’da bu tarz yaralar ‘kronik yara’ olarak adlandırılıyor. Kronik yarası olan hastaların büyük çoğunluğunu şeker hastalığına bağlı ayak yaraları oluşturuyor. Bu yaralar özellikle açlık kan şekeri düzensizliği olan, ayak bakımını yapmayan, şeker hastalığına bağlı damar tıkanıklığı gelişmiş kişilerde meydana geliyor. Erken dönemde fark edildiğinde basit medikal tedavilerle iyileştirilebilecek iken geç kalındığında uzuv kayıpları ve ölüm ile sonuçlanabilen kronik yaraların tedavisi hakkında bilgi veren Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı. Kronik yaralar genellikle beraberinde eşlik eden hastalıklarla birlikte bağışıklık sistemini bozuyor! Kronik yaralar, belirli bir zaman içinde iyileşmeyen ve genellikle tekrar etme eğiliminde olan yaralardır. Bir yara üç ay gibi bir süre içerisinde iyileşmiyorsa kronik yara olarak adlandırılabilir. Kronik yara kapsamında diyabetik ayak yaraları, bası yaraları, venöz ülserler, iskemik ülserler, çeşitli vaskülitlere bağlı yaralar bulunur. Yumuşak doku alanlarını kapsayan radyoterapi sonrası gelişen yumuşak doku yaraları ile bazı kemoterapi ilaçlarının ekstravazasyonu (sıvının bir damardan doku aralıklarına sızması veya boşalması hali) gibi nedenlerle de kronik yaralar gelişebilir. Kronik yaralar genellikle ileri yaş grubundaki, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar yetmezliği, beslenme problemi olan hasta gruplarında gözlenir. Bu hasta grubunda yaralar, genellikle eşlik eden hastalıkları ile birlikte bağışıklık sisteminin işleyişinde bozukluklara yol açarak enfeksiyonlara ve ölümcül olabilecek tablolara zemin hazırlamaktadır.

Hava Kirliliği Astım Krizlerini Tetikliyor!

Toz, duman, koku alerjenler gibi çok çeşitli uyaranlar ile temas sonrası öksürük, nefes darlığı ve göğüste baskı hissi gibi yakınmalar ortaya çıkar. Kirli hava, sanayileşme, kedi köpek beslenen evlerin sayısındaki artış ve havadaki nem oranının yüksekliği astım hastalığı için tetikleyici rol oynuyor. Astım, tedavi ve kontrol altına alınmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Astım, hava yollarının daralması ile kendini gösteren ve ataklar (krizler) halinde gelen bir hastalıktır. Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melahat Bekir Külah, astım hastalığı hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladı.

Böbrek sağlığının sırrı idrarda

şleyişi ve yapısıyla kusursuz bir makine gibi çalışan insan vücudu, ömür boyunca sağlık haline dair bazı ipuçları verebilecek yapıda. Yenilen herhangi bir besin sonrası vücudun kaşınması, kızarıklıklar, şişme, hapşırma gibi bazı belirtiler herhangi bir maddeye karşı oluşan tepkiyi gösterdiği gibi; ten rengi, saç dökülmesi, tırnakların şekli gibi belirtiler de yine vücudun sağlık haliyle ilgili verdiği sinyallerdir. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, yukarıda verilen örnekler kadar çok bilinmese de, idrar renginin de böbrek sağlığına dair dikkate alınması gereken önemli ipuçları verebildiğini belirtiyor. TBV Başkanı Timur Erk; “vakıf olarak hayata geçirdiğimiz projeler arasında yer alan öğrenci eğitimlerinde, idrar rengi ve sıklığı konusunu gerek sözlü, gerekse görsel çalışmalarla sıklıkla dile getiriyoruz. Günlük yaşantı içerisinde dikkat etmeleri, sağlıkları adına idrar sıklığı ve rengini takip etmeleri konusunda yapmış olduğumuz uyarı ve bilgilendirmeler, çocuklar tarafından ailelere de iletilebiliyor. Bu sebeple eğitimleri önemsiyor ve ara vermeden devam ediyoruz” diyor.

Yumurtalık kanserlerinde kapsamlı cerrahi yapılmalı

İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalları‘nın birlikte düzenlediği “İstanbul Üniversitesi 7. Kadın Doğum Günleri“, 7–10 Aralık 2017 tarihleri arasında İstanbul‘da gerçekleşti. Kadın doğum uzmanları, jinekoloji ve obstetride dünyada yaşanan son gelişmeleri tartıştı. Toplantıda uzmanlar, miyomların ilaçla tedavisindeki son gelişmeleri ve hiç doğum yapmamış kadınlara kapalı yöntemle miyom ameliyatı yapılmasındaki riskleri değerlendirdiler. İstanbul Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Samet Topuz, yumurtalık kanserlerinin jinekolojik kanserler arasında en ölümcül hastalıklar olduğunu, bunun sebebinin olguların büyük çoğunluğunun tanı anında ileri evrede olmasından kaynaklandığını belirtti. Dr. Topuz, bu grup hastalarda geride hiç tümor bırakmayacak şekilde yapılacak kapsamlı cerrahinin, hastalarda yaşam süresinin uzatılmasında en büyük etken olduğunu belirtti. Dr. Topuz, herhangi bir nedenle yetersiz evrelenmiş jinekolojik kanserli hastaların jinekolog onkologlar tarafından değerlendirip, gerekirse tamamlayıcı cerrahinin yapılmasının sağ kalımdaki önemini vurguladı.

AIDS

AIDS (Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu), ilk kez 1981 yılında tanımlanmış ve neden olan virüs 1984 yılında izole edilerek HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adını almıştır. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre, Türkiye'deki ilk AIDS vakası 1985 yılında bildirilmiştir. Bu virüs vücudun bağışıklık sistemini zayıflatarak hastayı tedavisi zor ve ağır seyirli başka hastalıklara (enfeksiyonlar ve kanser) yatkın hale getirir. Konu hakkında yanlış ve eksik bilgi, hastalığın tüm dünyada hızla yayılmasında ve kontrol altına alınamamasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yüzden, AIDS veya HIV enfeksiyonu konusunda toplum farkındalığını arttırmak amacıyla 1988 yılından beri 1 Aralık günü “Dünya AIDS Günü” olarak kabul edilmekte ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2020 yılına kadar dünya üzerindeki hastaların %90’nına tanı konulmasını, hastaların %90’nının tedaviye ulaşmasını, tedavi alan hastaların %90’nınında viral çoğalmayı kontrol altına almayı ve “2030’a kadar AIDS’i sonlandırmayı” hedeflemektedir.

Bilim dünyasında kolesterol ile ilgili buluş

Harvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi bilim dünyasında çok ses getiren çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Sabri Ülker Merkezi’nde hücre içerisinde yükselen kolesterol seviyelerinde uyarı veren ve kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri savunan bir sistemin keşfi sağlandı. Bu keşif ile kolesterole bağlı hastalıklarla mücadelede yeni yöntemlerin geliştirilmesi öngörülüyor.

“Prematüreliği Önlemek, Tedavi Etmekten Daha Kolay”

Her yıl, 13 milyon bebek prematüre olarak dünyaya geliyor ve bu bebeklerin bir milyonu birinci yaş gününü göremeden, hayatını kaybediyor. Okan Üniversitesi Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Yrd. Doç. Şenol Bozdağ, prematüre doğumda bebeklerin sorunlarının, taburculuk sonrası da devam ettiğini belirterek, “Uzun dönemde; görme, işitme, kronik akciğer hastalığı, algılama, hareket bozukluğu, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlükleri gibi nörogelişimsel sorunlarla da karşılaşabiliyorlar” dedi.

Diş tedavizinde lazer tehlikeli mi?

Lazer tedavisinin ağız ve diş sağlığında farklı birçok alanda kullanım alanı bulduğunu belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sait Mete Üçok, lazer tedavisi ile anestezik uygulama ihtiyacının azaldığını ve daha az ağrılı cerrahi işlemlere imkan verdiğini söylüyor.

Obezite ameliyatları

Obezite ve diyabet ameliyatlarının kararını genel cerrahi, endokronoloji, ve psikiyatri bölümleri multidsipliner bir sistem içerisinde hastayı değerlendirerek verilmelidir. Türk Cerrahi Derneği obezite ve diyabet ameliyatlarında son zamanlarda eksik ve yanlış endikasyonla yapılan ve ölümcül komplikasyonlarla sonuçlanan olgu sayılarının artması nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada obezite ve buna bağlı diyabet için yapılan ameliyatlarda anormal, kontrolsüz bir geometrik artış saptandığı belirtilerek şu bilgiler verildi: Günümüzde obezitenin insan sağlığını bozan ve yaşam kalitesini düşüren önemli bir sorun olduğu gerçektir. Türkiye’de yaklaşık toplumun %30'u obezdir. Morbidobezite sınırı tanımlaması, vücut kitle endeksi 40-50 arası olan bireyler için kullanılmaktadır ve ameliyat için asgari şart budur.

Sayfalar