Tıp Haberleri

Tıp Haberleri

Dünya Aşı Haftası

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen Dünya Aşılama Haftası etkinlikleri her yıl Nisan ayının son haftasında gerçekleştirilmektedir. Dünyanın her yerinde aşılama konusunda daha büyük adımlar atılmasını hedefleyen DSÖ bu yıl 24-30 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Dünya Aşılama Haftasının sloganını "protected together" ("birlikte korunalım") olarak belirlemiştir. Bu hafta içinde toplumun aşılar ve bağışıklama konusunda bilinçlendirilmesi amacıyla her kesimden insana ulaşılarak onların bilgilendirilmesi hedeflenmektedir. Devlet politikalarında bağışıklama çabalarına yatırım yapılması ve aşı savunucusu profesyonellerin aşılanma ve aşılama konusuna öncelik vermeleri, kendilerinin ve ailelerinin aşılanmasını sağlamaları gerekliliği vurgulanmaktadır.

KOAH hastaları zatürre (pnömokok) aşılarını ihmal etmemeli

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) girişimiyle 24 -30 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Dünya Aşı Haftası, toplumun aşılama ve aşıyla korunulabilir hastalıklar konusunda bilgilendirilmesini amaçlıyor. Dünya genelinde her beş kişiden birini etkileyen KOAH ise, akciğerde yarattığı tahribat nedeniyle, hastaların pnömokok virüslerine karşı daha korunmasız olmasına neden oluyor. Aşı Haftası vesilesiyle, zatürre aşısının KOAH hastaları için taşıdığı öneme dikkat çeken Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, bu konuda önemli bilgiler verdi.

4 Nisan Dünya Menenjit Günü

Beyin zarı enfeksiyonu olarak tanımlanan, en iyi şartlarda bile %5 oranında ölümle sonuçlanabilen tehlikeli bir hastalık olan menenjite virüsler, mantarlar, bakteriler hatta bazı kimyasal maddeler neden olabiliyor. Türkiye'de 100 binde 3 ila 4 oranında görülen menenjitin tedavisinde saniyeler bile çok büyük bir önem taşıyor. Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, 24 Nisan Dünya Menenjit Günü dolayısıyla halkı menenjite karşı uyardı ve bu tehlikeli hastalıktan korunmanın en etkili yolunun aşılanma olduğunu vurguladı.

Uzun etkili antipsikotikler şizofrenide mortalite riskini azaltıyor

Janssen-Cilag International NV, yaklaşık 30,000 kişiyle yapılan, uzun etkili antipsikotiklerin (LAT) şizofreni hastalarında mortalite riskini azaltmadaki yararlarını destekleyen gerçek yaşam bulgularının sonuçlarını duyurdu. Sonuçlara göre uzun etkili antipsikotikler, ilgili oral antipsikotiklere göre %33 oranında daha düşük bir mortalite riskiyle ilişkili. Çalışma koordinatörü ve Başyazar Profesör Jari Tiihonen (Karolinska Institutet, İsveç); “Gerçek yaşam koşullarında uzun etkili ve oral antipsikotiklerin şizofreni hastaları için mortalite riskinin azaltılmasındaki rolünü artık anlayabildiğimize göre, bu çalışma önemli yansımalara sahiptir. Şizofreni hastaları, hayatlarının onlarca yılını kaybedebilir ve bu bulgular antipsikotik tedavisinin, özellikle ikinci nesil uzun etkili tedavilerin daha yaygın kullanımının, hastaların yaşamlarının korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir.” Bu geniş ölçekli gerçek yaşam çalışmasında, İsveç’in ülke çapındaki bir kohortundan şizofreni hastalarında antipsikotik tedavilerin mortalite, psikiyatri hastanesine tekrar yatış ve tedavi başarısızlığı sonuçları üzerindeki etkinliği, en gelişmiş metodoloji kullanılarak karşılaştırıldı.

Kolorektal kanserlerin tedavisi cerrahidir

Prof. Dr. Ömer Alabaz Türk Cerrahi Derneği Genel Sekreteri ; Dünya çapında her yıl yaklaşık bir milyon kişiye kolorektal kanser tanısı konulurken, 500 bin hasta kolorektal kanser nedeniyle hayatını kaybediyor! Kolorektal kanser, erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık ancak tarama ve toplumu bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Karın ağrısı, halsizlik, kansızlık, kabızlık, ishal gibi belirtiler sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığından hastaların doktora başvurmaları gecikiyor. Belirtiler ciddiye alınmalı, rutin kontroller ihmal edilmemelidir.

Diyabetin tedavisinde metabolik cerrahi

Prof. Dr. Mustafa Şahin Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı; "Obezite çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Giderek artmakta ve tüm Dünya'da yaygın olarak bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi kronik bir sağlık sorunu olarak kabul etmiştir. Obezite, Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanmakla birlikte %40'ın üstünde bir oran ile Meksika ve ABD ilk iki sırayı alıyor. Yunanistan ve İtalya'da obezite %30'ların üstünde iken Türkiye'de bu oran %20'ler düzeyinde olup Dünya ortalamasından daha iyidir. Ancak ülkemizde de bu oran yükselmektedir. Kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranlarda görülen obezitenin en önemli nedeni beslenme şekli ve yaşam tarzındaki değişiklikler. Obeziteyi önemli kılan husus beraberinde ortaya çıkan hastalıklar. Bunların başında diyabet, yüksek tansiyon, uyku bozukluğu, eklem bozukluğu, kısırlık, kansere yatkınlık ve ani ölümlerdir. Obezitenin neden olduğu diyabet ve nanobezdiyabetleri cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir. Organlar için ciddi hasarlar oluşturan diyabet tüm Dünya'da obezite artışına paralel olarak artmaktadır ve bu artış beklenenin üstündedir. Günümüzdeki tedavi yaklaşımları Diyabet için başarısız kalmakta ve 10 yıllık diyabet ciddi organ hasarlarıyla sonuçlanmaktadır. Diyabetin tedavisinde metabolik cerrahi %90'ın üzerinde kalıcı başarı sağlamaktadır. Ülkemizde de başarıyla uygulanmaktadır. "

Bir yoğun bakım hastasına 5-6 sağlık personeli hizmet veriyor

Yoğun bakım üniteleri, yoğun bakım uzmanlarının gözetiminde 24 saat kesintisiz izlem ve sağlık bakım hizmeti ile yaşamın sürdürülmesi, fiziksel, psikolojik - sosyolojik anlamda ‘’hayata bağlılığın’’ sağlanması, hastanın normal fonksiyonel hayata döndürülmesi hedeflenerek hizmet veren birimlerdir. Yoğun bakım üniteleri kompleks organizasyonlardan oluşan eğitimli ve donanımlı sağlık personelinin ekip ruhuyla sağlık hizmeti sunduğu, hastanelerin en donanımlı birimleridir. Bu ünitelerde gerçekleştirilen ve bütüncül bir yaklaşımla yoğun bakım hastasını ‘‘hayata bağlayacak’’ tüm işleyişi sürdüren sağlık çalışanları, zaman zaman tükenmişlik yaşayacak kadar özveri ve fedakârlıkla tüm süreci yönetiyor ve yürütüyor. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Uyar; “Yoğun bakım hizmetlerine ihtiyaç her geçen gün artıyor. Afet, trafik kazaları, ev ve iş kazalarının sıklıkla yaşanmasından dolayı maalesef ülkemiz bir travma ülkesi. Yoğun bakımın gelişmesi için sadece sağlık çalışanlarının değil, toplumunda desteğine ihtiyaç duyuluyor. Yoğun bakımların hastanelerin kalbi veya bel kemiği olarak adlandırabiliriz. Çünkü diğer tüm kliniklerde tedavi edilemeyen hastalar yoğun bakım ihtiyacına gereksinim duyuyor.”

Endometriozis her yönüyle inceleniyor

Kısırlık ve kronik ağrıların %25'inden sorumlu olan endometriozis hakkındaki farkındalığın yetersiz olması nedeniyle hastalar ortalama yedi doktor tarafından muayene ediliyor ve kendilerine tanı konulana kadar aradan sekiz yıl geçiyor. Zamanında, eksiksiz ve doğru olarak uygulanan ilaç, cerrahi veya tüp bebek tedavileri ile hastalığa çare bulmak aslında zor değil. Hatalı tedavi ile zamansız, endikasyonsuz ve eksik cerrahinin telafisi olmayan sonuçlara sebep olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Urman, Bayer'in desteğiyle Koç Üniversitesi Hastanesi ve VKV Amerikan Hastanesi'nde açılan Endometriozis Kliniği'nin bu bağlamda çok önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirterek, bu hastalık hakkında en güncel bilgilerin paylaşılacağı www.endometriozisklinigi.org platformunun da müjdesini verdi.

Apse mi, fistül mü?

Makat etrafındaki rahatsızlıklar toplumda sık gözlenmesine rağmen, hastalar bu sorunlarını konuşmaktan çekindikleri için doktora geç giderler. Oysa makattan kan gelmesi, makat etrafında ele gelen memeler, makat etrafının kaşınması, makatta yanma, ağrılı dışkılama, iç çamaşırların kirlenmesi ve kokulu akıntılar dikkate alınması gereken sorunlardır. Makat çevresindeki rahatsızlıkların belirti ve bulguları birbirine çok benzerlik gösterebilmektedir. Doğru tanı ve tedavi için doktorun muayenesi çok önemlidir. Boğaziçi Klinik Bilimler Akademisi'nden Prof. Cem Terzimakat apselerini ve yeni teknoloji kullanımını anlattı:.

Diyabeti tanı, gözünü koru

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi tarafından T.C. Sağlık Bakanlığı'nın sahada lojistik işbirliği ile gerçekleştirilen 'Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II (TURDEP-II Çalışması)'nın saha araştırması 15 ilden 540 merkezde yapılmıştır. 2010 yılında tamamlanan TURDEP-II verileri ile 12 yıl önce yapılan TURDEP-I verileri kıyaslandığında diyabet sıklığının yüzde 90, obezite sıklığının ise yüzde 44 oranında artmış olduğu ve Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının yüzde 13,7'ye ulaştığı gösterilmiştir.

Uyku apnesi Ve gündüz uykululuk hali

‘Uyku apnesi’ ve buna bağlı görülen ‘gündüz aşırı uykululuğu’ hayati sorunlara neden olabilen önemli bir sorun, ancak çoğu zaman ya kabullenilmiyor ya da görmezden geliniyor. 16 Mart Dünya Uyku Günü nedeni ile düzenlenen basın toplantısında Prof. Dr. Derya Karadeniz (İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, Uyku Bozuklukları Merkezi, Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı) ve Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu (Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Uyku Bozuklukları Kliniği, Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı) sosyal yaşamdan, iş yaşamına günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen ve dikkat edilmesi gereken uyku apnesi ve gündüz aşırı uykululuk probleminin beraberinde getirdiği kişisel ve toplumsal riskler hakkında bilgi verdiler. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, ‘Tıkayıcı Uyku Apnesi’ ve buna bağlı ‘Gündüz Aşırı Uykululuk Hali’ hakkında şunları söyledi:

4.000 çocuktan birinde büyüme hormonu eksikliği var

Dünyada ve Türkiye'de benzer olarak 1/4000 sıklıkta görülen büyüme hormonu eksikliği hafif ya da ağır tablolarla seyredebiliyor ve ağır vakalar tedavi edilmezse aşırı boy kısalığıyla sonuçlanıyor. 28 Şubat Nadir Hastalıklar Günü sebebiyle görüş bildiren Prof. Dr. Zehra Aycan, büyüme geriliği tedavisine ne kadar erken başlanırsa, boy kazanımının o kadar iyi olacağını belirterek, anne ve babalarını çocuklarının büyümelerini yakından takip etme ve yetersiz büyümeden şüphe duydukları anda doktora başvurmaları konusunda uyardı.

Yüzde 75'i çocukları etkileyen nadir hastalıkların tedavisi için ilk adım doğru bir teşhis

Toplumda her 2 bin kişi arasından bir kişide görülen ve çoğu kronik ve hayatı tehdit edici olan hastalıklar, “nadir hastalık” olarak tanımlanıyor. Nadir hastalıkların toplumun yüzde 5 ila 6'sını etkilediği düşünülüyor. Bu da dünyada yaklaşık 350 milyon, Türkiye'de ise nüfusa oranlandığında yaklaşık 5 ila 6 milyon kişinin ve yakınlarının nadir hastalıklarla mücadele ettiği anlamına geliyor. Nadir hastalıkların yüzde 95'inin henüz bir tedavisi bulunmuyor.[1] Nadir hastalığı olan bir kişinin doğru teşhisi alması beş yıl, hatta daha fazla sürebiliyor ve bunun için birden fazla doktora görünmesi gerekiyor.[2] 28 Şubat Nadir Hastalıklar Günü dolayısıyla açıklama yapan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD), nadir hastalıklarla mücadele eden hastalar ve yakınlarına daha kaliteli bir hayat sağlamak için ilk atılması gereken adımın öncelikle doğru bir teşhis sunmak olduğunu vurgulayarak gerek doktorların, gerekse hastaların nadir hastalıklar konusundaki farkındalıklarının düşük olmasının buna engel olduğunu belirtti.

“Hey Genç Harekete Geç”

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Diyabet Vakfı, TOÇEV* ve AstraZeneca Türkiye işbirliğiyle hayata geçirilen ve üç yıl sürecek olan “Hey Genç! Harekete Geç!” Projesi, 23 Şubat'ta yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Projeyle sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve egzersizin önemini vurgulamak ve gençlerin yaratıcılık becerilerini ortaya çıkartarak okullar arasında paylaşım sağlamak hedefleniyor.

Akciğerdeki nadir hastalıklar

Akciğer sertleşmesine veya akciğer damar yapısında basınç artışına yol açan hastalıklar, Türk Toraks Derneği’nin düzenlediği sempozyumda ele alındı. Akciğer sağlığı alanında gerçekleştirdiği araştırma ve eğitim programlarıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Toraks Derneği, tanısı ve tedavisi çok zor olan, hakkında bilinenlerin az olduğu, nadir görülen hastalıkları konu alan bir sempozyum düzenledi. 12-14 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “Pulmoner Vasküler ve İnterstisyel Akciğer Hastalıklarında Güncel Gelişmeler Sempozyumu”na konusunda uzmanlaşmış göğüs hastalıkları uzmanı 420 bilim insanı katıldı. SON YILLARDA TANI KONULMA ORANI ARTTI Türk Toraks Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. N. Gülfer Okumuş, nadir görülen bu hastalıkların tanı ve tedavisindeki son gelişmelerin konuşulduğu sempozyum hakkında şu bilgileri paylaştı; “Sempozyumda hastalıkların tanısının konunun uzmanı hekimler tarafından ipuçları iyi değerlendirildiğinde konulabildiğinin altı çizildi. Yoğun ilgi gören etkinlikte son senelerde bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi uzmanların artmasının, tanı koyma oranını da artırdığı ve böylece solunum yetmezliğine kadar ilerleyen şikayetleri olan hastalara tıbbi açıdan yardımcı olabilme şansının doğduğundan bahsedildi. Ayrıca tedavisi olmayan hastalıklar arasında yer aldığı düşünülen bu hastalıkların bir bölümünde son 5 yılda tedavi ile ilgili olumlu gelişmelerin meydana geldiği ve erken tanı konulup, uygun tedaviye başlanması ile olumlu sonuçların ortaya çıktığı konuşuldu. Öksüz Hastalıklar hakkında ortak bir dil geliştirmeye yardımcı olan etkinlik, klinik pratikte kullanılacak ipuçları üzerine de beyin fırtınası yapılmasına olanak sağladı.” diye belirtti.

Sayfalar