Türkiye Sağlık sisteminden memnun

Dünya üzerinde 27 ülkeyi kapsayan, 20 bini aşkın kişi ile yapılan araştırmaya göre sağlık sisteminden en memnun olan ülke Türkiye oldu. Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, sağlık sistemine ilişkin memnuniyet raporunu ve medya yansımalarını inceledi. Ajans Press’in Türkiye Barometresi Araştırması verilerinin yanı sıra medyaya yansıyan haber başlıklarından elde ettiği bilgilere göre, 27 ülkede 20 bini aşkın kişiyle yapılan araştırmada, sağlık sisteminden en memnun ülke Türkiye olarak belirlendi. Araştırmaya katılan 16 ile 64 yaş arasındaki insanlara en çok endişe ettikleri 3 konu sorulurken, Türkler sadece %3 oranında sağlık sistemi diye yanıt verdi. Dünyaya bakıldığında ise bu oran yüzde 24 olarak belirlendi. Sağlık sisteminden en memnun ülke sıralamasında, Türkiye’yi, yüzde 6 ile Güney Kore, Meksika ve Arjantin takip ederken, Arjantin’i de yüzde 7 ile Malezya, yüzde 9 ile İtalya takip etti. Buna karşın, sağlık sistemine ilişkin memnuniyetleri sorulan kişilerden en memnun olmayan, yüzde 72 ile Macaristan oldu. Macaristan’ı da yüzde 62 ile Polonya takip ederken, yüzde 46 ile Brezilya izledi. PRNet’in gerçekleştirdiği medya incelemesine göre, geçtiğimiz yıl yazılı basında 600 bin’in üzerinde sağlık haberinin çıktığı belirlendi. Türkiye, sağlık sisteminden memnun iken sağlık başlığı altında çıkan haberler incelendiğinde, özel hastanelerdeki muayene ücretleri ve özellikle büyük şehirlerdeki devlet hastanelerinde randevu sorunu medyanın en çok konuştuğu haberler içerisinde yer aldı.

Uluslararası Pediatri Kurumu’nun Dış İlişkiler Direktörlüğü’ne Kerem Hasanoğlu getirildi

140 ülkede aktif, dünyanın en büyük sağlık kuruluşlarından ve 1 milyonun üzerinde çocuk doktorunun üyesi olduğu Uluslararası Pediatri Kurumu’ndan (IPA) Türkiye’yi gururlandıran atama… Tüm dünyada hükümetler nezdinde temasları olan Uluslararası Pediatri Kurumu’nun Dış İlişkiler Direktörlüğü’ne Kerem Hasanoğlu getirildi. Hasanoğlu, Türkiye Milli Pediatri Derneği Genel Koordinatörlüğü görevini yürütüyordu. IPA Başkanı Errol Alden yaptığı açıklamada, “Dünya çapındaki organizasyonların daha da güçlenmesi için Kerem Bey’e teklif götürdük. Kendisi de bu önemli görevi kabul etti. Bu bizim için heyecan verici bir durum. Kendisinin, tecrübeleriyle kurumuzu daha da güçlü bir noktaya taşıyacağız” dedi.

Diyabeti tanı, gözünü koru

“Tehlikeyi Görmezden Gelmeyin, Diyabetliyseniz Yılda 1 Kez Göz Kontrolünden Geçin” sloganı ile düzenlenen “Diyabeti Tanı, Gözünü Koru” projesi kapsamında, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda ücretsiz halk toplantısı gerçekleştirildi. Gaziantep’te gerçekleştirilen Halk toplantısına katılanlar, bir evin oturma odası olarak tasarlanmış özel alanda 3D (üç boyutlu) sanal gerçeklik gözlüğüyle, sağlıklı bir birey ile diyabetli ve görme sorunu yaşayan bir bireyin, ev yaşamının arasındaki farkı deneyimleme şansını buldular. Diyabetli bireylerin yılda 1 kez göz kontrolünden geçmesi konusunda farkındalık yaratmaya çalışan etkinlikte konuklar diyabete bağlı gelişebilecek göz problemlerinin günlük yaşama etkilerini deneyimlediler.

Epilepsi nöbetinden cerrahi ile kurtulmak mümkün

Ülkemizde yaklaşık 800 bin epilepsi (sara) hastası nöbetlerle hayatını sürdürmeye çalışıyor. İlaç tedavisinden yanıt alınamayan ve sık nöbet geçiren epilepsi hastaları, cerrahi müdahale ile beyindeki sorunlu bölgenin çıkarılmasıyla nöbet kabusundan tamamen kurtuluyor. Epilepsi, beynin normal aktivitesinin sinir hücrelerinde aşırı, ani elektriksel boşalması ile bozulması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık. Toplumda her yüz kişiden biri bir veya birden fazla sayıda epilepsi nöbeti geçiriyor.

Menopoz süreci

Kadın hayatının neredeyse üçte birini kaplayan menopoz bir kadın için sadece adetten kesilme değil, aynı zamanda bedensel, sosyal ve psikolojik değişikliklerin de bir arada görüldüğü bir dönem. Bu dönemde kadını bekleyen değişiklikler ve yapılması gerekenler hakkında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz Candan Topuz şu bilgileri verdi: “Menopoz kadının üreme yeteneğini kaybetmesidir. Ülkemizde 46–47 yaşlarında görülmeye başlanan menopozda, endokrin sistemin yaşlanması ve doğal olarak sistemik bir yaşlanma söz konusudur. Bir yıl adet görmeyen kadın menopozda kabul edilir. Bu süreçte yumurtalıklar östrojen üretmediği için yumurtlama ve gebelik mümkün değildir.“

Böbrek kanserlerinin %25'i ileri evrede teşhis ediliyor

Böbrek kanseri Türkiye'de erkeklerde 100.000 kişide 6,3, kadınlarda ise 100.000'de 3,5 oranında görülüyor ve sıklık açısından tüm kanser türleri arasında sekizinci sırada yer alıyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle önemli bilgiler vererek, %25 oranında ileri evrede teşhis edilen böbrek kanseri konusundaki toplumsal farkındalığın yeterli seviyede olmadığına işaret etti. Yenilikçi tedavi yöntemlerinin ise böbrek kanserine karşı sürdürülen mücadele için umut verici olduğunun altını çizdi.

Kanser İstatistikleri

Kanser beraberinde getirdiği sağlık sorunlarının yanı sıra, maddi ve manevi yönden uzun süreli mücadele gerektiren bir hastalıktır. Dünyada her yıl 14 milyon kişinin yakalandığı ve 8,2 milyon kişinin ölümüne sebep olan kanser; yaş, cinsiyet, dil, din, ırk ayırımı yapmaksızın tüm insanları etkilemektedir. Kanserde benzer seyir devam ettiği takdirde, 2030 yılında 22 milyon yeni vaka ortaya çıkması beklenmektedir. Yapılan tahminler önümüzdeki yıllarda gelişecek olan kanser olgularının önemli bir bölümünün az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkacağını göstermektedir. Türkiye’de Genel Durum  Ülkemizde ki en son resmi rakamlar değerlendirildiğinde bir yıl içerisinde yaklaşık 96.200 erkek ve 67.200 kadının kanser teşhisi aldığı tahmin edilmektedir. Son 5 yıl verileri değerlendirildiğinde; kanser sıklığında herhangi bir artış ya da azalış olmadığı söylenebilir (Şekil 1).  Türkiye’de yılda 163.500 civarında yeni kanser vakası teşhis edilmektedir. Ülkemizde bir günde yaklaşık 450 kişinin kanser teşhisi aldığı söylenebilir.  Türkiye’de görülmekte olan kanserin sıklığı Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelere göre daha düşüktür.

Şeker hastalığı kanser nedeni

Kanserin ortaya çıkış nedenleri arasında, ailemizden aldığımız genetik miras ilk sırada yer alıyor. Ancak, uzmanlar hasta ya da sağlıklı bir yaşantı sürdürmemizde tek belirleyici faktör genlerimizin olmadığını da belirtiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kanserin oluşumunda çevresel etkenlerin ve hayat tarzımızın, beslenme şeklimizin de en az genetik faktörler kadar etkili olduğunu gösteriyor. NB Kadıköy Hastanesi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Başköy, hem genetik ve hem de çevresel faktörlerin etkili olduğu Diyabet (Şeker) hastalığında kanser görülme sıklığının son yıllarda artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Diyabet hastalarının önemli bir bölümünde, meme, kolon ve pankreas kanseri riskinin artmış olmasının yanı sıra, varolan kanserleri de olumsuz etkileyebildiğini belirtiyor. Bu konuyla ilgili yapılan pek çok araştırma olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Kamil Başköy, iki hastalık arasındaki bağlantı hakkında şu bilgileri veriyor:

Meme kanseri artık “kronik” bir hastalık

Kanser insanlığın en büyük sağlık sorunlarından biri olmayı sürdürürken, dünya genelinde Kanser Günü olarak kabul edilen 4 Şubat’ta kanser konusundaki farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Bu doğrultuda meme kanseri konusunda önemli bilgiler veren Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal, meme kanserinin oluşumunu şöyle anlattı: “Meme kanseri, memeyi oluşturan dokuların, çoğunlukla sütü taşıyan kanalların ve daha nadir olarak da süt yapan bezlerin, fonksiyon göstermeyen bir yapıda kontrolsüz olarak çoğalması ve diğer dokuların yerine geçerek o dokuların da kendi fonksiyonlarını göstermesine de engel olması sonucunda ortaya çıkar. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de genel kanser ve meme kanseri oranları ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden daha düşüktür.”

"Kanser eşittir ölüm" algısı değişmeli

4 Şubat “Dünya Kanser Günü”nde, kanser ile ilgili farkındalık ve bilinç düzeyinin artmasını sağlamak, kansere karşı mücadelede önemli bir adım olan doğru bilinen yanlışlardan kurtulmak ve doğruların herkese ulaşmasını hedeflemek amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinlikler yapılıyor. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, bireyler ve toplumların, yaygın kanser türlerinin en az üçte birinin daha sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin arttırılması ve alkol kullanımının azaltılması ile önlenebileceği konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

Estetik ve cerrahi pazarında 2017'de 6 milyar Euro harcandı

ünya genelinde tüketiciler bakımlı ve genç görünmek için medikal estetik operasyonlarına 2017 yılında da yoğun ilgi gösterdi. Ameliyata gerek kalmadan uygulanan ve hızlı sonuç veren medikal estetik ve cerrahi pazarı için dünya genelinde tüketiciler 2017 yılında 6 milyar Euro harcadı. Son dönemde büyüyen Türkiye pazarı ise ISAPS (Uluslararası Estetik Plastik Cerrahlar Birliği) verilerine göre, dünyada cerrahi olmayan operasyonların en çok yapıldığı 5 ülkeden biri oldu. Saç ekimlerimde ise Türkiye, ABD ve Hindistan’dan sonra en çok işlem yapılan 3. ülke oldu. 2017 yılında en çok Botoks yapıldı ISAPS verilerine göre en çok cerrahi müdahale olmadan yapılan operasyonların basında ilk sırayı Botoks aldı. Botoksu sırası ile dolgu, epilasyon, lazerle cilt yenileme ve kimyasal peeling takip etti.

İEO, 'Eczacılıkta Yeni İstihdam Alanları' konulu proje yarışması düzenliyor

stanbul Eczacı Odası, eczacılıkta istihdam problemine farklı bakış açıları getirebilmek ve eczacılıkta yeni çalışma alanlarının yaratılması adına İstanbul'daki Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak fikir/proje yarışması düzenliyor. Bireysel ya da grup olarak katılım sağlanabilecek olan yarışmanın jüri üyeleri İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Cevher, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel, Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Köksal Akkoç, İl Sağlık Müdürlüğü Eczacılık Birimi Başkan Yardımcısı Dr. Sezai Ceceloğlu ve İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zafer Cenap Sarıalioğlu'ndan oluşuyor. Ön eleme başvurusu için son tarih 28 Şubat 2018 olan yarışmada proje teslimleri ise 25 Nisan 2018 tarihine kadar gerçekleştirilecek. Kazanan kişi ya da grup, İEO'nun 12 Mayıs 2018 tarihinde düzenleyeceği Eczacılık Buluşması 2018 etkinlikleri kapsamında projesini sunacak. İEO Başkanı Ecz. Zafer Cenap Sarıalioğlu, "Bu yıldan itibaren mezun olacak meslektaşlarımız, eczane açma kriterleri sebebiyle istedikleri bir yerde eczane açamayacaklar. Kamuda, devlet hastanelerinde, özel hastanelerde, ilaç sektöründe daha fazla sayıda eczacı istihdamı sağlanmalıdır. Bu durum, nitelikli sağlık ve ilaç hizmet sunumunun da bir gereğidir. Bu konuda biz meslek örgütlerine çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. Bu konudaki mücadelemizi ara vermeden, hız kesmeden devam ettirmek zorundayız." dedi. Caner Öztürk Basın Bürosu 0553 154 87 60 ozturk@ieo.org.tr

Akciğerdeki nadir hastalıklar

Akciğer sertleşmesine veya akciğer damar yapısında basınç artışına yol açan hastalıklar, Türk Toraks Derneği’nin düzenlediği sempozyumda ele alındı. Akciğer sağlığı alanında gerçekleştirdiği araştırma ve eğitim programlarıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Toraks Derneği, tanısı ve tedavisi çok zor olan, hakkında bilinenlerin az olduğu, nadir görülen hastalıkları konu alan bir sempozyum düzenledi. 12-14 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “Pulmoner Vasküler ve İnterstisyel Akciğer Hastalıklarında Güncel Gelişmeler Sempozyumu”na konusunda uzmanlaşmış göğüs hastalıkları uzmanı 420 bilim insanı katıldı. SON YILLARDA TANI KONULMA ORANI ARTTI Türk Toraks Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. N. Gülfer Okumuş, nadir görülen bu hastalıkların tanı ve tedavisindeki son gelişmelerin konuşulduğu sempozyum hakkında şu bilgileri paylaştı; “Sempozyumda hastalıkların tanısının konunun uzmanı hekimler tarafından ipuçları iyi değerlendirildiğinde konulabildiğinin altı çizildi. Yoğun ilgi gören etkinlikte son senelerde bu hastalıklar hakkında bilgi sahibi uzmanların artmasının, tanı koyma oranını da artırdığı ve böylece solunum yetmezliğine kadar ilerleyen şikayetleri olan hastalara tıbbi açıdan yardımcı olabilme şansının doğduğundan bahsedildi. Ayrıca tedavisi olmayan hastalıklar arasında yer aldığı düşünülen bu hastalıkların bir bölümünde son 5 yılda tedavi ile ilgili olumlu gelişmelerin meydana geldiği ve erken tanı konulup, uygun tedaviye başlanması ile olumlu sonuçların ortaya çıktığı konuşuldu. Öksüz Hastalıklar hakkında ortak bir dil geliştirmeye yardımcı olan etkinlik, klinik pratikte kullanılacak ipuçları üzerine de beyin fırtınası yapılmasına olanak sağladı.” diye belirtti.

Türk Pediatri Kurumu'ndan Aşılar Hakkında Bilgilendirme

Ülkemizde çocuklar Sağlık Bakanlığının aşılama programına göre 7 farklı aşı ile 13 değişik hastalığa karşı aşılanarak korunmaktadırlar. Aşılar hastalıklara karşı bağışıklama (korunma) sağlamak amacıyla uygulanan, zayıflatılmış mikropları ya da bu mikropların değişik ürünlerini içeren tıbbi ürünlerdir. Bunlar vücuda verildiklerinde hastalık oluşturmaksızın bağışıklık sistemini uyararak, vücutta o mikroba karşı özel savunma maddelerinin (antikorlar) üretilmesini sağlarlar. Böylelikle, o mikroorganizma ile karşılaşıldığında bu antikorlar mikropları yok ederek hastalığı önlemiş olurlar. Aşılar, öncelikle çocukların hastalıklardan, bu hastalıkların neden olabileceği komplikasyonlardan ve sakatlıklardan; hatta ölümden korunmasını sağlar. Aşısı bilinen bir hastalığa karşı aşılanmak ve o hastalıktan korunmak her çocuğun hakkıdır. Ayrıca, aşıların kitlesel olarak uygulanmasıyla toplum sağlığının korunması, iş ve okul günü kaybının önlenmesi, hastalıkların ülkeye getirdiği tedavi ile ilgili doğrudan, ya da dolaylı harcamaların azaltılması amaçlanır. Nihai hedef ise tıpkı çiçek hastalığında olduğu gibi, insanlara yüzyıllardır büyük acılar çektirmiş olan bulaşıcı hastalıkların yeryüzünden tamamen silinmesidir.

AŞI ve Yenidoğan Tarama Programı

Türk Pediatri Kurumu olarak, her çocuğun erken tanı ve tedaviye ulaşma hakkı olduğuna inanıyoruz. Bu hakkın elinden alınması söz konusu bile olmamalı, ailenin keyfi kararlarına bırakılmamalıdır. Son günlerde, topuk kanı testini yaptırmak istemeyen bir ailenin hikayesi ve Anayasa mahkemesinin bu aileye bu hakkı vermesiyle ilgili haberleri yakından izliyoruz.İstanbul Üniversitesi’nin her iki Tıp Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Metabolizma ve Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinin inanılmaz çabaları ile başlatılan Ulusal Tarama Programı’nın Sağlık Bakanlığı’na devrinin ardından, Ulusal Yenidoğan Tarama Programı, 4 hastalıkla sınırlı bile olsa yıllardır başarı ile yürütülmekte olup, koruyucu halk sağlığının en önemli basamağını oluşturan, aile hekimlerimizin de inanılmaz çabası ile, doğumların neredeyse %98’ine ulaşılması sağlanmıştır. Bu düzeye ulaşılmış olmasına rağmen, bizler bir yandan bakanlık ile tanıyı biraz daha erkene nasıl çekilebileceğini tartışırken, hastaların erken tanı ve tedavi haklarının, hastalıkları hiç bilmeyen, sadece kanun çerçevesinden bakan Anayasa Mahkemesi tarafından, ellerinden alınması, Ulusal Tarama programının uygulanmasını engelleyecek, ileride geri dönüşü olmayan hasarlara neden olacaktır. Bu karar sadece engellenebilir zeka geriliklerinin artışına neden olmayacak, bu yolun açılması zincirleme olarak bir çok başka hastalıkta da, ailenin keyfi kararlar alarak, tanı ve tedavinin de reddedilmesine zemin hazırlayacaktır.
Bir hastanın tedaviyi reddetme hakkı tabii vardır, ancak bu hastanın kendisi tarafından alınacak bir karardır ve bu durum ancak kişi bunu algılayacak bilinç düzeyine ulaştığında söz konusudur. Aile ise ancak tedavi seçeneği olmayan ya da tedavi yapılsa bile hastaya yararının tartışmalı olduğu durumlarda, ileri tedavileri reddetme hakkına sahip olmalıdır.
Bu yanlış karardan bir an önce dönülmesi gerekmektedir.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur,
Türk Pediatri Kurumu

Sayfalar