Avrupa Fenilketonuri Topluluğu E.S.PKU’nın yıllık konferansı İzmir’de düzenleniyor

PKU, ya da diğer adıyla Fenilketonüri, yenidoğan tarama testi kapsamında erken tanı ve tedavisi mümkün olan bir amino asit metabolizması bozukluğu. Türkiye, hasta sayısı olarak dünyada 1. sırada yer alıyor. Türkiye’den PKU Aile Derneği ve E.S.PKU komitesi işbirliği ile gerçekleşecek konferansta, bu metabolizma bozukluğuyla doğan insanların sorunlarına ve çözüm önerilerine odaklanılacak.

MİKROBİYOTA HER YÜNÜYLE “MİKROFON”DA KONUŞULDU

Mikrobiyota 2010 yılından itibaren önce bilim dünyasının, daha sonrasında ise toplumun ve medyanın gündemine girdi. Tanımlanması yeni olmasına rağmen, insanoğlu varoluşundan beri mikrobiyotası ile birlikte yaşamaktaydı. Mikrobiyota vücudumuzda, başta bağırsaklarımız olmak üzere tüm organlarımızda bizimle birlikte yaşayan bakterileri, virüsler ve diğerlerinden oluşmaktadır. Vücudun ikinci beyni olarak anılan bağırsakların, sağlıklı olmasının tüm vücut sağlığını olumlu yönde etkilediği tıp çevrelerinde kabul görüyor. Başta bağırsaklar olmak üzere tüm organlarda yaşayan bakteriler ve virüsler ise mikrobiyotayı oluşturuyor.

Dünyada Yaklaşık 125 Milyon Psoriasis (Sedef) Hastası Olduğu Tahmin Ediliyor

Sedef hastalığı, herhangi bir yaşta ortaya çıkan ancak özellikle 30-39 ve 50-69 yaşları arasında pik yapan, yatkınlık geni taşıyanlarda daha sık rastlanılan bir deri hastalığı… Nedeni kesin bilinmeyen bu hastalığın ortaya çıkmasında bazı genetik faktörlerin etkili olduğu ve bunun üzerinde birtakım tetikleyici faktörlerle de hastalığın başladığı veya şiddetlendiği gözlenmektedir. Psoriasis herkeste görülebilir ancak bazı kişilerde bu risk artabilir.
Psoriasis Derneği tarafından “29 Ekim Sedef Hastalığı Farkındalık Haftası” nedeni ile düzenlenen basın toplantısında sedef hastalığını tetikleyen faktörler, tedavi yaklaşımları ve hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek bilgiler paylaşıldı. Toplantıya Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer ile dernek üyeleri Prof. Dr. Sibel Alper, Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan ve Prof. Dr. Nahide Onsun katıldı.

“ÇOCUĞUM ÖZEL KAMPI” HASTALIKLA MÜCADELE EDEN HASTA YAKINLARINA RUH VE BEDEN SAĞLIKLARINI DENGEDE TUTMALARI İÇİN YOL GÖSTERECEK

Zihinsel ya da bedensel engeli bulunan, kronik hastalığı olan, kanser gibi ağır süreçlerden geçen özel çocuklara sahip hasta yakınlarının ruh ve beden sağlıklarını korumaları, dengelemeleri, hastalıkla mücadele ederken duygu durumlarını kontrol altında tutabilmelerine destek olmak üzere projelendirilen Çocuğum Özel Kampı; hasta yakınlarına profesyonel yol haritası çizerek, uygulamalarla yol gösterecek.

Çocuğum Özel Kampı yapılan lansman ile tanıtılırken basın toplantısına kampın kurucuları olan Çocuk Gastroenteroloji ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, Ruhsal Gelişim Uzmanı Saba Deniz Uzun ve Yoga Uzmanı Ela Şeker katıldı.

Gastroloji kongresinde öne çıkanlar

ürk Gastroenteroloji Derneği ve Dünya Gastroenteroloji Organizasyonu (World Gastroenterology Organisation) ile ortaklaşa düzenlenen ‘Dünya Gastroenteroloji Kongresi – WCOG 2019', İstanbul’da gerçekleştirildi.
Dünya genelinden 2000'i aşkın katılımcıyı buluşturan kongre, Türkiye'de ilk kez düzenlendi. Uzun çabalar sonucu ülkemize gelmesi sağlanan Dünya Gastroenteroloji Kongresi, bu yıl Türkiye’de yapılan tek dünya kongresi olma özelliğini de taşıyor. Uluslararası Bilimsel Program Kurulu ile birlikte hazırlanan, yüksek düzeyli ve merak uyandıran bilimsel programda 178 Konuşmacı ve Oturum Başkanı görev aldı. 4 gün boyunca yoğun olarak devam eden kongrenin bilimsel programında yer alan birçok önemli konu, alanlarında tanınmış uzman olan çok değerli ulusal ve uluslararası bilim insanlarının katılımıyla tartışıldı.

Türk tarihi için önemli iki sindirim sistemi hastalığı özel olarak bilimsel programda yer aldı. Bir Türk’ün ismiyle anılan tek hastalık olan ‘Behçet hastalığı’ özel bir sempozyumda tartışıldı. Yine Anadolu’dan doğmuş, kökleri Anadolu’dan gelen ‘Çölyak hastalığı’ da kongre programında yer aldı. Kongrenin açılış programında Anadolu Ateşi sahne alırken, diğer bir akşam ise Sunay Akın, “İstanbul’un Sırları” adlı gösterisiyle kongrede yer aldı.

ALJİNATLAR: OKYANUSTAN GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI TEDAVİSİNE

Daha önce ülkemizde bu kadar geniş ve kapsamlı incelenmemiş bir konu olan aljinatların gastroözafageal reflü hastalığının (GÖRH) tedavisindeki rolünü gözden geçiren ve en güncel değerlendirme olan “Aljinatlar: Okyanustan Gastroözafageal Reflü Hastalığı Tedavisine” adlı çalışma, 21-24 Eylül 2019 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Gastroenteroloji Kongresinde ilk defa sunuldu.

Diyabet her yaş grubuna göre ayrı değerlendirilmeli

Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği ve Diyabet Çalışma Grubu tarafından, ülkemizde ilk kez düzenlenen “ 1. Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu”, 3-5 Ekim 2019 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi.
“Diyabet ve Beyin, Prediyabet ve Önlem Çalışmaları, Diyabette Yeni İnsülinler ve Yeni İlaçlar, Okul Öncesi Çocuklarda Diyabet Yönetimi, Adolesan Diyabette Özel Sorunlar, Okulda Diyabet Programı, Diyabet ve Teknoloji, Sporcularda Diyabet Yönetimi” gibi ilgi çeken konu başlıklarında oturumların gerçekleştirildiği sempozyumu 200’ün üzerinde katılımcı takip etti.
Sempozyumda açıklamalarda bulunan Sempozyum Başkanı, aynı zamanda Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Aycan, çocukluk çağı diyabetinin % 90’dan fazlasının Tip 1 diyabet olduğunu belirterek, “Tip 1 diyabet mutlak insülin eksikliği ile giden ve tedavisinde insülinin mutlaka yerine konması gereken bir hastalıktır. İnsülin kullanılması hayati önemi haizdir. Tedavi başarısı eksik olan insülinin insan fizyolojisine uygun bir şekilde yerine konması, doğru beslenme ilkelerini benimsemesi ve hareketli bir yaşam tarzı ile mümkün olacaktır” dedi.

Prof. Dr. Marsel Mesulam’a Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü

Eczacıbaşı Topluluğu’nun 1959 yılında tıp alanında başlattığı ödüllendirme ve destek geleneğinin 60. yılında, Tıp Onur Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Marsel Mesulam oldu. Evrensel bilime en üst düzeydeki katkıları ve ülkemizdeki pek çok akademisyen ve bilimsel etkinliğe verdiği yakın destek nedeniyle Tıp Onur Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mesulam, davranış nörolojisi ve demans (bunama) biyolojisi alanlarında yaptığı çığır açıcı buluşlarıyla tüm dünyada tanınan başarılı bilim insanları arasında yer alıyor. İlk kez Prof. Dr. Mesulam tarafından tanımlanan demans hastalığının bağımsız bir formu olan “primer progresif afazi sendromu” tıp bilim tarihinde “Mesulam hastalığı” olarak anılıyor.

İSTAHED: YENİ SAĞLIK RAPORLARI YÖNERGESİYLE KAOS DEVAM EDECEK!

Yeni duyurulan Sağlık Raporları Yönergesi ile ilgili, İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı Dr. Senem Özşehir’in yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“30.09.2019 tarihi itibarı ile Sağlık Bakanlığı sitesinden bir duyuru yapılarak hem hekimlerin hem de vatandaşın canına tak dedirten sağlık raporları karmaşasını bitirmeyi amaçlayan bir yönerge yayınlandı. Yönergenin makam oluru kısmındaki cümleler bu konunun artık ne kadar saçma bir hale geldiğinin itirafı gibiydi, şöyle deniyordu: ‘Türkiye’de evlilik, işe giriş, maluliyet, askere elverişlilik, engellilik tespiti, okula kayıt, silah ruhsatı, spor lisansı, sürücü raporları gibi birçok konuda farklı amaçla sağlık raporları düzenlenmektedir. Bunların yanı sıra kişilerin hastalanmaları halinde düzenlenen istirahat raporları ile ilaç ve tıbbi malzemenin temini gibi konularda da sağlık raporu düzenlenmesi gerekmektedir.’ Bu cümleler gerçekti ve doğrusu gerçeğin de sadece bir kısmını itiraf ediyordu. Halkımız neredeyse nefes almak için bile sağlık raporu almaya zorlanmaktaydı. Basit okul etkinliklerine katılacak öğrenciden kreşe gidecek 4 yaşındaki evladımıza, mahallesindeki bir havuzda biraz stres atmak isteyen gencimizden, askere gidecek olana, notere işi düşenden uçakla seyahat edecek olan yolcuya, hatta televizyonda bir programa katılacak olan seyirciye kadar her kesten, her konuda sağlık raporu istenir hale gelmişti.

DÜNYA AKCİĞER GÜNÜ

Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, 25 Eylül “Dünya Akciğer Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, solunum sistemi hastalıklarının tüm dünyada sıklıkla göz ardı edilen ancak önemli oranda sağlık yüküne yol açan bir sorun olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Hasan Bayram, “Halk sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturan akciğer hastalıkları ve nedenlerine daha iyi odaklanmak üzere ilk defa 2017’de, Uluslararası Solunum Dernekleri Forumunun (‘Forum of International Respiratory Societies’, FIRS) girişimi, uluslararası solunum derneklerinin işbirliği ile 25 Eylül Dünya Akciğer Günü olarak ilan edilmiştir. Dünya Akciğer Günü’nün amacı solunum hastalıkları hakkında farkındalık yaratmak, solunum hastalıklarını önleme ve kontrol stratejilerini önceleme konularının küresel halk sağlığı hedeflerinin arasına alınmasını sağlamaktır. Asıl önemlisi, maddi gücü olsun-olmasın, herkesin sağlık hizmetine erişebilmesi ve kesintisiz sağlık hizmetini alabilmesidir. Bu sağlanamadığı taktirde; veremin, kanserin ve diğer hastalıkların tedavisi etkili olamaz, akciğer hastalıklarına karşı başarı elde edilemez.” dedi.

Behçet Hastalığı en sık ülkemizde görülüyor

Behçet sendromu, 1937 yılında Profesör Hulusi Behçet tarafından tarif edilmiş bir tür damar iltihabı hastalığıdır. Hastalığa ismini vermiş olan Hulusi Behçet, İstanbul Tıp Fakültesinde görev
yapmış bir cildiye profesörüdür. Hastalığın üç ana bulgusu olan: tekrarlayan ağız içi yaraları (diğer adıyla aft), özel bir tür göz iltihabi olan üveit ve genital bölgedeki ülserlerin birlikteliğini tarif eden makalesinin ardından bu hastalık, Behçet isimle anılmaya başlanmıştır. Behçet sendromuna eski
ipek yolunun geçtiği ülkelerde daha sık rastlanmaktadır. Japonya, Çin, Kore ve İran’da yaygın bir
hastalıktır. Behçet sendromu dünyada en sık ülkemizde görülmektedir (prevalans: 100.000 de
421). Bir çok organda tutulum yaratan Behçet sendromu, damarları tuttuğunda ölümcül
sorunlara neden olabilmektedir. Bunun yanında göz tutulumu etkin biçimde tedavi edilmediğinde
körlüğe kadar ilerleyebilmektedir. Behçet sendromunda eklemler, merkezi sinir sistemi ve deri
tutulumu da meydana gelebilir.

Bu Besinler Unutkanlığa İyi Geliyor

Bir söz vardır, zaman zaman hepimiz kullanırız. ‘’ Dün ne yediğimi bile hatırlamıyorum.’’ Ya da gün içinde hangi eşyamızı nereye koyduğumuzu, yapmamız gereken işlerimizi bile unutabiliyoruz. Peki bu unutkanlığın beslenmeye bağlı olabileceğini hiç düşündünüz mü? Hastane Derindere Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğba Günal “Bilimsel çalışmalar; yanlış diyetlerin yetersiz tek tip beslenmenin hafızamız üzerinde olumsuz etkisi olduğunu göstermektedir. Bu durumları ancak beynimize iyi bakarak engelleyebiliriz. Bazı besinleri tüketmek hafızamızı öyle çok güçlendirir ki en güzel anılarınızı unutmazsınız.” diyor.

TAJEV, kadın ve bebek sağlığı için Ordu’daydı

Türk-Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV), sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında “Sadece Benim İçin” adıyla 6 - 7 Eylül 2019 tarihlerinde Ordu Kültür Sanat Merkezi’nde bir dizi eğitim ve tarama çalışmaları gerçekleştirdi. TAJEV üyeleri, anne ve bebek ölümlerini azaltmak, kadınları kanser konusunda bilinçlendirmek, jinekolojik kontrollerin önemini anlatmak ve sağlık personeline eğitim vermek amacıyla Ordu'ya geldi.

TAJEV; Sağlık Bakanlığı, Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü ve sivil toplum örgütlerinin desteğini alarak üstlendiği bu projede, ilk gün sağlık çalışanlarına yönelik eğitimler yapıldı. İkinci günde ise anne ve anne adayları bilgilendirildiği gibi sağlık taramaları ile de var olan sağlık problemlerinin belirlenmesine katkı sağlanması amaçlandı.

Rahim ağzı kanserinden aşıyla korunmak mümkün

Jinekolojik kanserlerle ilgili farkındalığı artırmak, rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vajina ve vulva kanserleri gibi kadınları etkileyen başlıca kanser türlerine ilişkin risk faktörlerine, semptomlara, erken teşhis ve önleme stratejilerine dikkat çekmek amacıyla 20 Eylül tarihi bu yıl itibariyle “Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.
Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Hizmet Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, “Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü” dolayısıyla, kadınlarda sık görülen rahim ağzı kanseri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

KML ile ilgili bütün soruların cevapları “KML ile Yaşam” kanalında

Pfizer Onkoloji, “KML ile Yaşam” YouTube kanalını hayata geçirdi. Kronik miyeloid lösemi hakkında merak edilenleri, günlük yaşama olan etkilerini açıklamayı ve hastalığının tedavisi, yanıt kriterleri, beslenme önerileri ve daha birçok konuyla ilgili sorulara cevap vermeyi amaçlayan kanalın, alanında öncü hekimlerin konuşmalarıyla hasta ve hasta yakınlarına pratik ve güvenilir bir bilgi kaynağı olması amaçlanıyor.

Sayfalar