KML ile ilgili bütün soruların cevapları “KML ile Yaşam” kanalında

Pfizer Onkoloji, “KML ile Yaşam” YouTube kanalını hayata geçirdi. Kronik miyeloid lösemi hakkında merak edilenleri, günlük yaşama olan etkilerini açıklamayı ve hastalığının tedavisi, yanıt kriterleri, beslenme önerileri ve daha birçok konuyla ilgili sorulara cevap vermeyi amaçlayan kanalın, alanında öncü hekimlerin konuşmalarıyla hasta ve hasta yakınlarına pratik ve güvenilir bir bilgi kaynağı olması amaçlanıyor.

Elektronik sigaranın sağlığa zararları tartışmasızdır!

Prof. Dr. Elif Dağlı, elektronik sigaraların son zamanlarda saptanan yeni zararlarını şu şekilde özetledi:

“Elektronik sigara (e-sigara), klasik sigara içimini azaltan ya da bıraktıran bir uygulama değildir. Araştırmalar e-sigara kullananların %79’unun klasik sigara içmeye de devam ettiğini ortaya koymuştur. E-sigara içicilerinde felç riski %70, kalp krizi riski %60, koroner arter hastalığı riski %40 daha yüksektir. E-sigaranın içinde bulunan propilen glikol ve gliserol ısınıp buharlaştığında kanserojen maddeler açığa çıkmaktadır. Bu iki maddenin ayrıca iltihap yapıcı etkisi de gösterilmiştir. E-sigara aroma ve tatlandırıcıları kendi aralarında kimyasal etkileşime girerek farklı kimyasallara dönüşmektedir. Bu aroma ve tatlandırıcılar damarları döşeyen hücrelerde hasara neden olmaktadır. E-sigara buharı akciğeri koruyan makrofaj hücrelerinin çalışmasını bozmakta ve akciğeri her türlü hastalığa açık hale getirmektedir. Klasik sigaralardan farklı olarak e-sigaralarda bulunan lityum pillerinin patlaması yüz, göz, ağız ve çene yaralanmalarına neden olmaktadır. E-sigara cihazları içine çeşitli yasa dışı uyuşturucular konularak kullanılmaktadır. Bu durum özellikle gençlerde saldırganlık, kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği ve sara nöbetine yol açmaktadır. Zaten Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi, e-sigara kullandıktan hemen sonra sara nöbeti geçiren 35 olgu nedeniyle e-sigaranın beyin üzerine etkilerini araştırmaktadır. E-sigaranın zararlı olduğu artık tartışmalı bir konu olmaktan çıkmıştır.” dedi.

İnflamatuvar barsak hastalığı, hastaların sosyal yaşamdan kopmalarına sebep oluyor

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve İnflamatuvar Barsak Hastalıkları Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Tezel, ülkemizde tahminen 100.000 kişiden 40 - 80'inde görülen ve kişilerin sosyal yaşamdan kopmasına sebep olabilen İnflamatuvar Barsak Hastalıkları hakkında önemli bilgiler verdi ve hastalara önerilerde bulundu.

Biocodex mikrobiyota vakfı’nın türkiye proje çağrısı

Biocodex Mikrobiyota Vakfı’ndan yapılan açıklamaya göre, 2017 yılında, alanında bilimsel kabul görmüş, öncü bilim insanlarının danışmanlığında ve “İnsan Sağlığı ve Hastalıklarında Bağırsak Mikrobiyotası” ile ilgili temel veya klinik çalışmaları desteklemek üzere kurulmuştur.
Mikrobiyota ve onun dünya sağlığı ile ilgisi konusunda gittikçe artan küresel bir ilgi söz konusudur. Bilim insanları, akademik çevreler, hükümetler ve genel kamuoyu mikrobiyota çalışmalarını desteklemektedir.
Biocodex Mikrobiyota Vakfı insan mikrobiyomunun bağırsak, deri, jinekolojik vb. gibi her türlü alanındaki uluslararası kanaat liderlerinin araştırmalarını destekleyecektir.

Doğal olandan uzaklaştıkça hastalıklar artıyor

Mikrobiyotanın 2010 yılından itibaren önce bilim dünyasının daha sonrasında ise toplumun ve medyanın gündemine girdiğini belirten, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, aynı zamanda Pediatrik Probiyotik, Prebiyotik ve Mikrobiyota Derneği Başkanı Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, “Tanımlanması yeni olmakla birlikte insanoğlu varoluşundan beri mikrobiyotası ile birlikte yaşamaktaydı, yeni olan sadece bunu farketmemiz. Mikrobiyota vücudumuzda başta bağırsaklarımız olmak üzere tüm organlarımızda bizimle birlikte yaşayan mikroplar, yani bakterileri, virüsler ve diğerleri. Aslında önemli değişim bu noktaydı, geçmişte bizi hasta eden bakterilerin yanında bizimle birlikte yaşadığında sağlıklı olmamızı sağlayan, birçok hastalıktan koruyan bakterilerin olduğu öğrendik. Mikrobiyom ise bizim ile birlikte yaşayan bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların genetik özelliklerini de tanımlamaktaydı. Sonuçta bizim bedenimiz, genetik özelliklerimiz, mikrobiyota elemanları ve onların genetik yükü hep birlikte yaşıyoruz. Tüm bu nedenlerin ışığında 27 Haziran günü tüm dünyada Dünya Mikrobiyom Günü olarak belirlenip, sağlıklı mikrobiyotanın korunması hedeflenmektedir.” dedi.

Hemofili hastalığının anne karnında teşhisi mümkün

Kanda pıhtılaşmayı sağlayan proteinlerin doğuştan eksikliği veya yokluğu sonucu ortaya çıkan bir kanama-pıhtılaşma hastalığı olan hemofiliye karşı farkındalığı artırmak ve bu sayede hastalığın daha erken tanınmasını sağlamak amacıyla Türkiye Hemofili Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar hastalık hakkında önemli bilgiler verdi.

Genellikle doğumdan sonra başlayan ve ömür boyu tekrar edebilen kanamalara sebep olan hemofili hastalığı, kanda pıhtılaşmayı sağlayan proteinlerin doğuştan eksikliği veya yokluğu sonucu ortaya çıkan bir kanama-pıhtılaşma hastalığıdır. Hemofili hastalığının görüldüğü kişilerde en sık kas – eklem kanamaları görülür ve iyi tedavi-takip edilmediğinde eklemleri bozarak sakatlıklara neden olabilir.

Fosi̇l yakıtlar yer altında bırakılmalı

Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nın önerisiyle 1972 yılından itibaren 5 Haziran, dünyanın çevre sorunlarına dikkat çeken bir gün olarak tanımlanmıştır.

Türk Toraks Derneği adına açıklama yapan, Dernek Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, “İnsan sağlığını ve evrende yaşam şansı bulabildiğimiz tek yer olan dünyamızın geleceğinin tehdit altında olduğumuz bir dönemde Dünya Çevre Günü’nü önemsiyoruz.” dedi.

HAVA KİRLİLİĞİ ÖNEMLİ HASTALIK NEDENLERİ ARASINDA

Hava kirliliğinin en önemli kaynakları, ısınma, trafik ve sanayi faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan zararlı toz ve gazlar olduğunu belirten Bayram, “Ozon, azot oksitleri, kükürt dioksit, karbon monoksit ve değişik çaptaki partikül maddeler (PM10 ve PM2,5) bu zararlı maddelerin başında gelir. Dünyada her 10 kişiden 9’u kirli hava solumaktadır. Bu sağlıksız havanın solunmasının solunum hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, akciğer kanseri gibi hastalıklara yol açtığı, özelikle çocuklar, yaşlılar, yoksullar ve hastaların daha çok etkilendiği bilinmektedir. Özellikle 2,5 mikrondan küçük PM (PM2,5) başta KOAH ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları ve kalp-damar hastalıkları nedenli hastaneye yatışlar, bu hastalıklara ve akciğer kanserine bağlı ölümler de dâhil tüm ölümler ile ilişkili bulunmuştur. Kömür, petrol ve diğer fosil yakıtlarının enerji üretiminde, endüstride ve evlerde ısınma amaçlı kullanımı, plansız kentleşmenin arttırdığı trafik ve sağlıktan ziyade kazanç eksenli yaşanan kentsel dönüşüm hava kirliliğinin kentlerdeki temel nedenidir. Enerji, trafik ve kentsel dönüşüm konularında Sağlık Etki Değerlendirmesin yapılması mutlaka zorunlu olmalıdır. Hava kirliliğinin temel nedenlerinden birisi olan enerji konusunda enerji arzı yerine talebi yöneten ve yönlendiren, dağıtımda enerji kaybını önleyen, enerji verimliliği ve tasarrufunu önceleyen, tümüyle yenilenebilir ve karbonsuz bir enerji sistemini planlayan ve toplumsal katılım ile yerel, yerinden yönetimi vurgulayan bir enerji politikasını hayata sokmak yerinde olacaktır.” dedi.

Ankilozan spondilit bel fıtığıyla karıştırılıyor

En sık görülen romatizmal hastalıklar arasında yer alan Ankilozan Spondilit (AS) ülkemizde her bin kişiden 5'inde görüldüğü tahmin ediliyor. Bu kapsamda, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin, iltihaplı bel romatizması anlamına gelen ankilozan spondilit hakkında dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.

1001 surat MS

Türkiye MS Derneği ve Merck Türkiye iş birliğinde düzenlenen basın toplantısında Türkiye MS Derneği Başkanı Uzm. Dr. Melih Tütüncü ve Nöroloji Uzmanı Dr. Serkan Demir, MS hakkında bilgi verdi. MS’in herkeste farklı şekillerde ortaya çıktığını ve seyir gösterdiğini ifade eden uzmanlar, “MS, 1001 yüzü olan bir hastalık ama günümüzdeki ileri tedavi yöntemleriyle etkileri azaltılabilen ve kontrol altına alınabilen bir hastalık” dedi.

Sektörden:Chiesi ile Pharmactive işbirliği büyüyor

Chiesi ile Pharmactive, 2018 yılında başlattıkları ortak pazarlama stratejisi ve üretim işbirliğini genişletiyor. Türkiye’de 10 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren İtalya merkezli uluslararası ilaç firması Chiesi Türkiye, yerel yatırımlarını artırmaya yönelik stratejisi kapsamında, Pharmactive ile beklometazon etken maddeli nazal steroid ilacı için yerel üretim anlaşması imzaladı. Pharmactive İlaç'ın Çerkezköy'deki üretim tesisinde gerçekleşen imza törenine her iki firmanın yönetim ekipleriyle birlikte Chiesi Türkiye Genel Müdürü Umut Meriç ve Pharmactive Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak katıldı.

Sektörden:Chiesi ile Pharmactive işbirliği büyüyor

Chiesi ile Pharmactive, 2018 yılında başlattıkları ortak pazarlama stratejisi ve üretim işbirliğini genişletiyor. Türkiye’de 10 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren İtalya merkezli uluslararası ilaç firması Chiesi Türkiye, yerel yatırımlarını artırmaya yönelik stratejisi kapsamında, Pharmactive ile beklometazon etken maddeli nazal steroid ilacı için yerel üretim anlaşması imzaladı. Pharmactive İlaç'ın Çerkezköy'deki üretim tesisinde gerçekleşen imza törenine her iki firmanın yönetim ekipleriyle birlikte Chiesi Türkiye Genel Müdürü Umut Meriç ve Pharmactive Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak katıldı.

Kalça kırıkları tedavi

Özellikle ileri yaştaki popülasyonu etkileyen ve önemli bir travma olan kalça kırıkları ciddi bir yaralanma. Bazen hayatı tehdit eden komplikasyonların da oluştuğu kalça kırıklarında risk, yaşla beraber artıyor. Çünkü kemiklerin osteoporoz nedeniyle zayıflaması, yaşlılardaki denge ve görme problemleri, düşme sonucu kalça kırık riskini de yükseltmiş oluyor. Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Akmaz, kalça kırıkları tedavisinin neredeyse daima cerrahi olduğunu hatırlatıyorlar. Bu yazımızla, her iki uzmanımızın verdiği bilgiler doğrultusunda konu hakkındaki tüm ayrıntıları paylaşıyoruz.

Çocuklardaki büyüme ağrılarına dikkat

ücuttaki bağ dokusundan kaynaklanan kötü huylu tümörler “sarkom” olarak adlandırılıyor. Genellikle çocuklardaki büyüme ağrıları ile karıştırılan bu hastalık ile ilgili bilinçli olmak önemli..arkomların nadir görülen kötü huylu tümörler olduğunu, genellikle genç erişkinlerde ve çocuklarda görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Taner Özdemir, “Kol ve bacaklardaki büyüme ağrıları sarkom ağrıları ile karıştırılabiliyor. Ebeveynler çocuklarındaki ağrıları yakından takip etmeli, özellikle kemik ve boy uzamasının hızlandığı 10-12 yaşlarından itibaren belli aralıklarla ortopedi doktoruyla görüşülmeli” açıklamasında bulundu.

Karışık dişlenme dönemindeki genç hastalara yönelik

Align Technology, faz 1 tedavisi gören genç hastalar için özel olarak tasarlanmış Invisalign First şeffaf plaklarını Türkiye'de piyasaya sürdü. Invisalign First, genellikle 6-11 yaş aralığında erken karışık dişlenme dönemindeki genç hastalar için özel olarak tasarlanan ilk şeffaf plak tedavisidir. Genç hastalar, alt çeneyi ileri doğru hareket ettirirken aynı anda dişleri hizalayan Mandibular Advancement özellikli Comprehensive Invisalign tedavisi uygulanarak başarıyla tedavi edilebilir.
Invisalign sistemi yalnızca Invisalign eğitimli doktorlar tarafından uygulanabilir.

Sayfalar